Özgür Özel için yolun sonu mu?

spot_img


Siyasette en önemli ölçü “siyaset” üretmek ve “güven” vermektir. İyi hatip olabilir, kalabalıkları toplayabilir, iyi polemik yapabilir, hatta güçlü bir partinin başına bile gelebilirsiniz ama bu ikisinden biri yoksa ağzınızla kuş tutsanız “iktidar” olamazsınız.

CHP 76 yıldır bu sendromu yaşıyor…

İsimler, kadrolar değişse de bu kısırdöngü değişmiyor. Daha vahimi Başkan Erdoğan‘ın dediği gibi gelen gideni aratıyor.

Son bir yıllık CHP gündemine bakın… Yerel seçimlerde birinci çıkan CHP’yi Özgür Özel öyle bir noktaya getirdi ki, parti dağılma noktasına geldi. Umut siyaseti yapacağına tehdit siyaseti yaptı. Partiyi büyüteceğine küçülttü. İhraç furyası başlattı. Konuşanı susturdu. “Solcu” parti diye yola çıktı partide solcu kalmadı. Seçtiği ve aday yaptığı belediye başkanlarının bir kısmı “rüşvet”ten suçüstü yakalandı, bir kısmı “yolsuzluk ve rüşvet” iddiasıyla tutuklandı ve bir kısmı da partiyi terk edip başka bir partiye geçti.

Bu süreçte Özgür Özel de sanki mutasyona uğramış gibi değişti ve içinden bambaşka bir Özgür Özel çıktı.

Gerçek kişiliği mi bu yoksa “vekâlet”le genel başkanlığı yürütmenin dayanılmaz hafifliği mi bilemem ama şu biliniyor: Artık Özgür Özel, CHP’yi yönetemiyor. Ruh hâli hiç iyi değil ve o ünlü türküdeki gibi “yolun sonu görünüyor”…

Bunun için de çok gerilere, meydanları vandalizme açmasına, boykot çağrılarına, “temiz eller” operasyonu başlatan Başsavcı Akın Gürlek‘e (Şimdi Adalet Bakanı) hakarete varan saldırısına ve dış güçlere yalvarmasına bakmaya gerek yok.

Sadece son iki olaya verdiği tepki bile Özel’in özellikle CHP’yi yönetemeyeceğini göstermeye yetti. Gazeteci Enver Aysever‘in “Hırsızın elini sıkmam” sözüyle başlayan tartışma seviye kaybının en somut örneğiydi. Yalanı kısa sürede ortaya çıktı ve tescillendi.

Bu olaydan kısa süre sonra da Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan olayı patladı. Söylediği ahlak dışı sözleri hiç şaşırtmadı. Öyle ki kimse “Özel, böyle bir söz söylemez” diyemedi. Hatta yakın arkadaşları o sözlerle övündü.

Bu öfke ve “suç” ortaklığı da eriyen bir parti fotoğrafının işaretiydi. Muhalefette bir parti eriyor, milletvekili ve belediye başkanlarını kaybediyor ve üyelerini 24 yıldır iktidarda olan bir partiye kaptırıyorsa orada ciddi bir siyaset ve yönetim sorunu var demektir. CHP ciddi bir yönetim kriziyle karşı karşıya. En son CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın‘ın özeleştiri çıkışına Özel‘in cevabı da bunu gösteriyor. Çarşı daha çok karışacak.

Geçişleri “siyasi operasyon” korkusuyla açıklamak da artık bayatladı. Ortada “proje üreten, iş yapan bir belediyecilik modeli” olsa 20’yi aşkın belediye başkanı partisini bırakıp AK Parti’ye geçer mi?

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan‘ın CHP’den ayrılacağını ilk yazan eski CHP MKYK üyesi AK Partili Savcı Sayan, geçişlerin durmayacağının altını çiziyor ve şöyle diyor:

“Benim bir tweet’imle sinirlenen bir genel başkan mı olur? Sırada 20 belediye başkanı ve en az 3 milletvekili var. Bu isimler neden partilerini terk ediyor asıl oraya bakmak gerekiyor. Türkiye’nin genel sorunlarıyla ilgilenmeyen bir genel başkan tweet siyaseti yapıyor. Bu çöküş demektir.”



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img