Özgür Özel neden bir ay sonra ‘yalan’a sarıldı?

spot_img


Muhalefet partilerinin neden umut olamadığının en güzel örneğini CHP Genel Başkanı Özgür Özel veriyor. İlk kez bu köşede gündeme getirdiğim gazeteci Enver Aysever‘in söylediği “Hırsızın elini sıkmam” tartışmasını yönetemediği gibi yüzüne gözüne bulaştırdı.

Herhâlde görüşüne gittiği Aysever’in yüzüne karşı söylediği, “Bu kafayla gidersen korkarım ki senle yer değiştireceğiz” sözü canını çok yaktı. O öfkeyle de İstanbul Çekmeköy meydanında hedefe beni koyarak akıl almaz bir “iftira” attı:

“Övür övür övünen, bir karış yalancı.”

Siyasetteki bu seviye düşüklüğüne üzüldüm, ama dün de yazdım, bir siyasetçi bir gazeteciyi eleştirebilir, yanlış yaptığını söyleyebilir, fakat “yalan” dediği anda iş biter ve artık o iddianın ispatlanması gerekir. Bu açıdan ben üzerime düşeni yaptım, gazeteci Enver Aysever de her zamanki gibi dik durdu ve avukatı Mikayil Dilbaz aracılığıyla her defasında itiraz etti, yazılanların doğru olduğunu kamuoyuna tek tek anlattı.

Buna rağmen hâlâ sahibinin sesi bazı gazeteciler, tıpkı Avukat Yiğit Akalın ve Hüseyin Ersöz gibi araya girip bahane üretme derdine düştü.

Mesela İsmail Saymaz şöyle diyor: “Aysever’in kendisi çıkıp ne olduğunu anlatmalı.”

Doğrusu akıl alır gibi değil. Avukat Dilbaz’ın son açıklamasında yer alan şu sözler Aysever’in değil mi?

“Hırsızın partisi olmaz. Hırsızlık bir ideoloji değil, bir suçtur. Ve hırsızlık, bu ülke için açık bir beka sorunudur. Bu nedenle bu mücadele bir tercih değil, bir zorunluluktur. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı makamı, Atatürk’ün mirasıdır. Bu makam; gerçeği inkâr ederek, tanıkları yok sayarak, ‘olmamış’ diyerek korunamaz.”

Aysever daha açık nasıl anlatabilir? Herhâlde bu açıklamalar o kadar can yakıcıydı ki artık siyasetçisi de gazetecisi de ne diyeceğini şaşırdı.

Şimdi Aysever, İmamoğlu’na yönelik, “Hırsızın elini sıkmam” ya da Özgür Özel’e yönelik, “Bu kafayla gidersen korkarım ki senle yer değiştireceğiz” sözlerini el yazısıyla yazıp gönderse, eminim ona karşı da bir gerekçe bulurlar, hatta adli tıbba gönderilmesini isterler. Çünkü yıllardır siyaset üretmedikleri için “yalan”a ihtiyaçları var. Şu gerçek de ürkütücü: Yalanla besledikleri, suçüstü yakalansalar bile inanmayacak, hipnotize olmuş bir kitleleri var ve bu da onların işini kolaylaştırıyor. Tam birbirini besleyen bir kısırdöngü siyaseti.

Öyle olmasaydı, içinde rüşvet, irtikâp ve milyarlarca yolsuzluk iddiasının yer aldığı iddianameye iftira, euro dolu baklava kutularına ya da İmamoğlu’nun sağ kolu CHP üyesi “Kafa Koparan” lakaplı Fatih Keleş’in başrolünde olduğu “jet”giller rezaletine yalan diyemez ve en azından mesafe koyarlardı.

Yine de herkesin merak ettiği soru şu: Ne oldu da CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir ay sonra hem de meydanlarda Aysever’in sarsıcı çıkışına cevap vermek zorunda kaldı?

Bu konuda iki iddia konuşuluyor. İlki, Özel’in bilinçli bir biçimde “Hırsızın elini sıkmam” tartışmasını canlı tutarak “İmamoğlu-hırsız” ilişkisinin tescillenmesini istediği söyleniyor.

İkincisi, Özel siyasetine daha uygun… Buna göre Silivri’den alınan talimat gereği Özel’in, özel çaba göstermesi ve artık İmamoğlu’nun üzerine yapışan “hırsız” ithamını “yalan”la örtmesi istendi. Çünkü davanın görüleceği mart ayı geliyor ve Aysever’in çok etkili olan “Hırsızın elini sıkmam” sözü daha çok tartışılacak. Çünkü CHP’ye oy veren ciddi bir seçmen kitlesinde de bu kabul gördü. İşte Özel bunu her zamanki gibi “yalan”la örtmeye, sulandırmaya çalışıyor.

Ne denebilir ki, geçti Bor’un pazarı…



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img