Petrolde 1973 krizi endisesi! – DİLEK GÜNGÖR

spot_img


ABD-İsrail-İran arasındaki savaşın yavaş yavaş enerji krizine doğru gitmesi tüm dünyayı endişelendirmeye başladı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, saldırılar düzenlenen gaz tesisleri, LNG terminalleri ve petrol rafinerileri küresel enerji piyasasında 1973 krizini akıllara getirdi.

Hatırlayın, o dönemde neler yaşandığını…

1973’te gerçekleşen petrol krizinin iki temel nedeni vardı. Biri Bretton Woods adı verilen ekonomik sistemin 1971 yılında çökmesi, diğeri de 1973 yılında başlayan Arap-İsrail Savaşı… 1944’te uygulanmaya başlanan Bretton Woods ekonomik sistemine göre, tüm yerel para birimleri dolara endekslenmişti. Dolar, altın ile dönüşebilen tek para birimi olarak kabul edilmişti. 1971’de Amerika Birleşik Devletleri‘nin bu ekonomik sistemden çekildiğini söylemesi üzerine, altın fiyatına sabitlenmiş olan dolar, dalgalı bir hale gelmişti. Amerika Birleşik Devletleri’nin almış olduğu bu kararı önce İngiltere‘nin daha sonrasında ise sanayileşmiş Avrupa ülkelerinin de takip etmesi üzerine hem dolar hem de diğer ülkelerin para birimleri ciddi değer kaybetmişti. Petrol fiyatını dolar üzerinden belirleyen üretici ülkeler ise doların değer kaybetmesi üzerine ciddi kayıplar yaşamıştı. Bunun üzerine OPEC üyesi ülkeler petrol fiyatlarını yükseltmiş ve petrol üreticisi olan Arap ülkeleri de artık petrol ihraç etmeyeceklerini açıklamıştı. Arap petrol üreticilerinin İsrai’i destekleyen Batılı ülkelere yönelik petrol ambargosu ve üretim kısıtlamasıyla başlayan küresel ekonomik şokla, petrol fiyatları varil başına yaklaşık 3 dolardan 12 dolara çıkmıştı. Bu durum da Batı’da derin bir ekonomik durgunluk (stagflasyon), enerji tasarrufu tedbirleri ve jeopolitik güç dengelerinde köklü değişimlere yol açmıştı. ABD ve Avrupa’da benzin istasyonları önünde kilometrelerce kuyruk oluşmuş, bazı ülkelerde akaryakıt satışları plaka numarasına göre sınırlandırılmıştı. Hatta bazı ülkelerde pazar günleri araç kullanımı yasaklanmıştı. Petrol krizi otomobil sanayisinde dahi değişimlere yol açmıştı.

Bu kriz esasında petrolü, devletlerin dış politika stratejilerinde belirleyici bir unsur hâline getirdi. Enerjinin sadece ekonomik bir mesele olmadığını, jeopolitik bir güç olduğunu gösterdi

Peki şimdi de 1973’tekine benzer bir durum olur mu?

Enerji analistleri, savaşın petrol altyapısına yayılması halinde 1973 petrol krizine benzer hatta daha büyük bir enerji şoku yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Bunu neye dayandırıyorlar, derseniz.

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının uzun süre daha devam etmesi ve Husilerin savaşa doğrudan katılma ihtimali enerji piyasalarını yakından ilgilendiriyor. Husilerin Yemen’in Bab el-Mendeb Boğazı üzerindeki konumu nedeniyle savaşa daha doğrudan katılması halinde Kızıldeniz üzerinden boğazın kapanabileceği belirtiliyor. Bu boğaz da tıpkı Hürmüz gibi dünya ticareti açısından en kritik deniz geçitlerinden biri. Körfez’den çıkan petrolün Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ve Asya’ya taşınmasında hayati bir rol oynuyor.

Velhasıl, Ortadoğu’daki savaş şu anda küresel piyasalar açısından belirsiz bir noktada

Nereye evrileceğini kestirmek bugün için zor.

Fakat tek bilinen durum şu;

Ortadoğu’daki savaşta enerji sahaları vurulmaya devam ederse bu işin kazananı olmaz. Zarar gören sahalar ve arz sıkıntısı nedeniyle yaşanacak fiyat artışları, ABD’yi de Körfez’i de Batı‘yı da Asya’yı da etkiler. O nedenle bir an önce Orta Doğu’da gerilimin düşürülmesi gerekiyor.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img