Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Savunma ve havacılık ihracatımız son bir yıllık dönemde 11 milyar doları aşmıştır. İhracatımızın yarıdan fazlası NATO Müttefiklerimize ve AB ülkelerine gerçekleştirilmiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 36. NATO Devlet Ve Hükümet Başkanları zirvesi kapsamında ATO Congresium’da düzenlenen Savunma Sanayii Formu’na katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, NATO Zirvesi‘nde ittifakın yeni bir döneme adım atacağını dile getirerek, NATO 3.0 olarak adlandırılan bu yeni dönemde, ittifak içinde külfetin giderek daha adil biçimde paylaşıldığının görülebileceğini ifade etti. Ayrıca Yılmaz, gelinen aşamada mevcut jeopolitik sınamalar ışığında NATO içinde daha güçlü bir Avrupa sütunu inşa edilmesinin zorunluluk haline geldiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, geçen yıl Lahey‘de alınan savunma harcamalarında artış kararının tüm müttefikler tarafından kayda değer ölçüde yerine getirildiğini ve savunma harcamalarına yönelik yaklaşımın köklü biçimde dönüştüğünü aktardı.
“TÜRKİYE SAVUNMA İHRACATÇISI ÜLKELER ARASINDA 11. SIRADA YER ALIYOR”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın siyasi iradesi ile Türkiye’nin içinde bulunduğu dönemin ruhunu erken bir aşamada kavraması sonucu savunma sanayinde yola erken çıkmanın avantajını yaşadığına dikkati çeken Yılmaz, “Bugün Türkiye, dünyada savunma ihracatçısı ülkeler arasında 11. sırada yer alıyor. Yakın bir gelecekte ilk 10 ülke içinde olmayı bekliyoruz.
Türkiye birinci ligde olmayı hedefleyen bir ülke konumunda. Savunma sanayiimiz pek çok açıdan kapsamlı bir dönüşüm geçirmiştir. Ürün yelpazemiz artık hava, kara, deniz, siber ve uzay alanlarının hepsini kapsamaktadır. Bu çabalarımız sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinin yerlilik oranı yüzde 80’i aşmıştır” ifadelerini kullandı.
“SAVUNMA VE HAVACILIK İHRACATIMIZ SON BİR YILLIK DÖNEMDE 11 MİLYAR DOLARI AŞMIŞTIR”
Türkiye’nin müttefik ülkeler için de güvenilir bir tedarik kaynağı ve proje ortağı haline geldiğini ifade eden Yılmaz, “Savunma ve havacılık ihracatımız son bir yıllık dönemde 11 milyar doları aşmıştır. İhracatımızın yarıdan fazlası NATO Müttefiklerimize ve AB ülkelerine gerçekleştirilmiştir. Türkiye bugün tüm dünyanın takdirini kazanmış İHA ve SİHA’larıyla, elektronik harp sistemlerinden savaş gemilerine, 5. nesil savaş uçağından derin taarruz yeteneklerine kadar her alanda son teknolojiye sahip sistemleri üretebilmektedir. Dünyanın en büyük 100 savunma şirketinden 5’i Türk şirketleridir. Savunma sanayinde geldiğimiz bu aşama asla tesadüf değildir” açıklamasında bulundu.
Savunma sanayinin gelişimi için uluslararası iş birliğinin de kritik önem taşıdığını vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin bu alandaki iş birliklerini sadece ihracat zaviyesinden değil, müttefiklerle ortak üretim, tasarım ve geliştirme perspektifinden de ele aldığını aktardı.
“Müttefikler arası tüm kısıtlamalar kaldırılmalı, Türkiye Avrupa’daki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine katılabilmelidir”
Savunma sanayi ticareti ve iş birliğinin önündeki engellerinin kaldırılması gerektiğine de dikkati çeken Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
“Müttefikler arasında savunma alanındaki ticaret kısıtlamaları ve yaptırımları mutlaka hep birlikte ortadan kaldırmalıyız. İttifakın askeri hazırlık düzeyini artırmak istiyorsak, kolektif güvenliğimizi güçlendirmek istiyorsak bu anlamsız yaptırımları ve kısıtlamaları hep birlikte masadan temizlemeliyiz.
Bu nedenle, hem Müttefikler arası ikili düzeydeki tüm kısıtlamalar kaldırılmalı, hem de NATO’nun Avrupa sütununa önemli katkı sağlayan Türkiye, başta AB olmak üzere Avrupa’daki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine katılabilmelidir. Aksi taktirde, üretim kapasitesinin gelişimi yavaşlayacak ve üretim maliyetleri artacaktır.
Daha dayanıklı bir Avrupa-Atlantik güvenliği, üretim kapasitesini, teknoloji birikimini ve operasyonel tecrübeyi aynı stratejik hedefe yönlendirebilen bir güvenlik mimarisiyle mümkündür. Türkiye bu mimaride güçlü, güvenilir ve katkı sağlayan bir ortak olarak yer almaya hazırdır.”
Haber Girişi


















