Sizi yargılayan yapay zeka olsaydı?

spot_img


Bu hafta mükemmel bir film vizyona giriyor: Merhamet Yok. (Mercy) Özel basın gösteriminde izledim ve hâlâ etkisindeyim.

Çok değil bundan 5-10 yıl sonrasının Los Angeles’ı… Terör ve şiddet öyle artmış ki, potansiyel suçlular “Kırmızı Bölge” denilen mahallelerde tecrit ediliyor. Yargı ise tamamen yapay zekaya emanet. “Merhamet” adlı sistemin sanal hakimi; tüm dijital verileri değerlendirip, sanığın davasını 1-2 saat içinde hükme bağlıyor. Böylece hem kusursuz ve bağımsız bir yargı sağlanıyor hem de paradan ve zamandan tasarruf ediliyor. Herkes kullandığı telefon, bilgisayar, kamera ve görüntüleme sistemini veri bulutuna bağlamak zorunda olduğundan, gerektiğinde en kişisel yazışma ve görüntüler dijital mahkemede delile dönüşüyor.

İşte böyle bir ortamda bir çok suçluyu yakalayıp Merhamet Mahkemesi’ne gönderen başarılı bir polis, kendini bir anda karısını öldürme suçlamasıyla sanık sandalyesinde buluyor. Suçsuzluğunu ispat etmesi için önünde sadece 1,5 saat var. Sonrası ise tam bir heyecan fırtınası…

Yapay zeka nereye gidiyor? Sonunda tüm ipler onun eline mi geçecek? Yapay zeka sayesinde kusursuz adli yargılama mümkün mü? Adli bir hükme varmak için hangisi gerekir? Tarafsızlık mı, yasalara bağlılık mı, tartışılmaz deliller mi, vicdan mı yoksa hepsi mi? Filmin muhteşem finali bu soruların hepsine cevap verirken, beyninize yeni sorular yüklüyor.

Timur Bekmambetov’un yönettiği filmde Chris Pratt ve Rebecca Ferguson’un oyunculukları da dikkat çekici. Tabii eğer yapay zeka ile üretilmemişse…


Altına imzamı atarım

Dünya yakışıklısı Atlas’ın hayatını kaybettiği olayla ilgili en “net” ve “gerçekçi” yorum, Şoray Uzun’dan geldi. Ünlü oyuncu, sanal medya paylaşımında şöyle dedi:

“Bunca yıldır sadece çok para kazandırıyor diye akıl almaz rezillikleri, ahlaksızlıkları, matah şeylermiş gibi mafya güzellemesi yapan dizileri her gün izleyen, ailesinin s.çıp sokağa attığı tiplerin nasıl davranmasını beklerdiniz ki? İçeride domuz gibi besleneceğinden, hastalanınca 20 dakikada hastaneye ulaşacağından, ailesi olacaklarla görüntülü görüşeceğinden, en kısa zamanda dışarı çıkacağından emin olan gelişmemişlerin nasıl davranmasını beklerdiniz ki?”

Yüreğine sağlık Şoray’ım. Bu sözlerin altına imzamı atıyorum.


Yapma bunu TRT!..

Bir futbolsever olarak Şampiyonlar Ligi yayın hakkının TRT’ye geçmesinden çok mutlu olmuştum. Sonunda küçücük cep telefonumda internet kesintileri nedeniyle sürekli donan görüntülerden kurtulmuştum.

Gelin görün ki mutluluğum kısa sürdü. Çünkü TRT neredeyse tüm Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarını dijital platformu Tabii’den yayınlamaya başladı. Örneğin, Salı akşamı aralarında İnter – Arsenal gibi dev bir maçın da yer aldığı 3 karşılaşmanın tümü Tabii’den yayınlandı. TRT Spor’da ise o saatlerde Suudi Arabistan Ligi’nden bir maçın canlı yayını vardı.

Evet, statü gereği maçların tümünün şifresiz kanaldan verilmesi mümkün değil. Ama hiç olmazsa üç maçtan birini verin be kardeşim.

Bu arada TRT’nin maç seçimi de tamamen Tabii’ye abone kazandırma odaklı. En önemli maçlar dijital platformdan verilirken en sıradan olanları “özenle” TRT 1 için seçiliyor.

Yahu koskoca devlet yayıncısı TRT’nin tüm seyirci taleplerini görmezden gelip, Tabii’ye abone kasmasına dur diyecek birileri yok mu?


Gaf kürsüsü

Bir yanlış anlama durumu var sanırım!


Zap’tiye

30 yıl önce biri çıkıp da “Hülya Avşar yaşlılar için çiş bezi reklamında oynayacak” deseydi kim inanırdı?..


Ne demiş?

“Kaan Ayhan, bir şeklin şemalin olsun, oynamasan da kendini hazır et. Yahu g.t göbek çıkıyorsun sahaya.” (Reha Kapsal’ın A Spor’daki sözleri)



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img