TÜRKİYE’DE SOSYAL MEDYADA GEÇİRİLEN SÜRE YAKLAŞIK 3 SAAT
Diğer bir çarpıcı istatistiğin de internette geçirilen süre olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, “Bakın, dünyada 16 yaş ve üzeri internet kullanıcılarının her gün interneti kullanarak geçirdiği zaman yaklaşık 6,5 saat, Türkiye’de ise yaklaşık 7 saat. Sosyal medya platformlarında günlük vakit geçirme süresi ortalaması ülkemizde yaklaşık 3 saati buluyor.” diye konuştu.
Uraloğlu, bu sürelerin boş bırakılamayacak kadar kritik bir alanı işaret ettiğine dikkati çekerek “Bu noktada; anne ve babalar, öğretmenler ve eğitim kurumları, politika yapıcılar, medya ya da sivil toplum kuruluşları… Kim olursa olsun, yalan ile gerçeğin iç içe geçtiği bu sanal dünyada; interneti ve sosyal medya platformlarını bilinçli bir şekilde kullanmak ve dijital okuryazarlık becerilerini geliştirmek zorundadır.” ifadelerini kullandı.
“15 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUKLAR SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİNDE HESAP AÇAMAYACAK”
Ramazan ayının maneviyatının iliklere kadar hissedildiği bu günlerde çocukları dijital dünyada da yalnız bırakmamak adına çağrıda bulunan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bu mübarek Ramazan-ı Şerif’te, oruçla nefislerimizi terbiye ederken, gönüllerimizi Allah’ın rızasına açarken; evlatlarımızın masum ruhlarını da aynı hassasiyetle korumak boynumuzun borcudur. Zira Ramazan, sadece bedenen aç kalmak değil; kalben ve aklen de temizlenmektir. Ekranların cazibesi karşısında onların küçük kalplerini yapay zekânın ürettiği sahte gerçekliklere, yalan dolan içeriklere teslim etmemeliyiz. Yapay zekâ gibi bir teknolojiyle çok daha gerçekçi hazırlanabilen içerikler karşısında bilinçli seçimler yapmayı öğretelim. Bu noktada zaten Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızla birlikte koordineli olarak çalıştığımız çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinde de sona gelindi. İlerleyen günlerde kanun teklifi TBMM‘ye sunulacak. Teklifle, 15 yaşından küçük çocuklar sosyal paylaşım sitelerinde hesap açamayacak, sadece yaşlarına uygun oyunlara erişim sağlayabilecek. Bu konuda kimlik doğrulama uygulamaları da hayata geçecek. Biz de bu hususta internet servis sağlayıcılarının, sosyal ağ platformlarının sorumluluklarını arttıracağız ve denetimleri daha da sıklaştıracağız. Evlatlarımızı korumaktan kimse bizi alıkoyamayacaktır. Yaptığımız kamuoyu araştırmasında da toplumun bu konuda yapılması gereken düzenlemelere desteğinin yüzde 90’lara eriştiğini de sizlerle paylaşmak isterim.”
“ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI OLARAK BİLGİ OTOBANLARI KURUYORUZ”
Uydu teknolojilerinin bir bağımsızlık ve sürdürülebilirlik meselesi olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Haberleşme uyduları, bugün sadece yayıncılıkta değil; afet anlarında iletişimin kesintisiz devamından kamu hizmetlerinin hiçbir aksaklık olmadan sürdürülmesine, savunma altyapılarından tarımsal üretime kadar hayatın her alanında kritik rol oynamaktadır.” şeklinde konuştu.
Uraloğlu, yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla ürettikleri ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı geçen yıl hizmete aldıklarını hatırlatarak “Şimdi inşallah TÜRKSAT 7A ile yolumuza devam edeceğiz. Biliyoruz ki bir ülkenin haberleşme sistemleri ne kadar kapsayıcı, hızlı ve dirençliyse; dijitalleşme kapasitesi de o ölçüde yüksektir. Bu anlayışla biz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak yalnızca karayolları, havayolları, demiryolları ve limanlar inşa etmiyoruz; aynı zamanda ‘bilgi otobanları’ kuruyoruz.” şeklinde konuştu.
“5G HİZMETLERİNİ VATANDAŞLARIMIZIN HİZMETİNE SUNACAĞIZ”
Uraloğlu, Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’un rekabetiyle 16 Ekim 2025’te gerçekleştirdikleri 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettiklerini ifade etti. Uraloğlu, “Az öncede belirtiğim üzere 1 Nisan’da ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. 5G ile iletişim hızımız yaklaşık on kat artacak; kesintisiz ve daha güvenilir bir haberleşme imkânı sağlanacak.” dedi.
Uraloğlu, bu teknolojiyle: tam otonom sürüş ve akıllı yol uygulamalarının, uzaktan ameliyatlar gibi hayati sağlık müdahalelerinin, gerçek zamanlı veri aktarımıyla akıllı fabrikalar ve üretim optimizasyonunun, akıllı tarım uygulamalarıyla sürdürülebilir yüksek verimli üretimin, medyada 8K görüntü kalitesinde kesintisiz canlı yayınların mümkün olacağını söyledi.
Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bu büyük dönüşümde en önemli önceliklerimizden biri de teknolojinin sadece tüketildiği değil, yerli ve milli imkanlarla üretildiği bir Türkiye vizyonudur. 5G yetkilendirme ihalesinde işletmecilerimize yıllara göre artan şekilde %60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve %30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdik. Mobil özel şebekelerde de milli ürün zorunluluğu bulunuyor. Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) 160’tan fazla firma ve 8000’den fazla çalışanıyla sektörümüzün rekabet gücünü artırmakta, TÜBİTAK ve UDHAM destekleriyle ‘Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’ gibi çalışmalarla 5G çekirdek şebeke, baz istasyonu ve yazılımlar geliştirdik. HASDAL akıllı yol projesinde yerli 5G çekirdek şebeke ve ULAK baz istasyonlarını başarıyla devreye aldık.”


















