Tasarruf et, 40 yaşından önce emekli ol!

spot_img


Alan, peyzaj mimarıydı, Katie ise bir finans firmasında risk değerlendirmesi yapıyordu. Çiftin gelirleri iyiydi ancak İngiltere‘nin güneyindeki evlerinde ısıtmayı açmadan yaşıyorlardı.

Alan, “Kat kat giyinip sıcak su torbaları kullanıyorduk- bunu bir oyuna dönüştürdük” diyor; “Acı çekmiyorduk, bu bir stratejiydi.”

BBC‘nin haberine göre çift dışarıda nadiren yemek yiyordu ve 10 yıl boyunca işe hep evde hazırladıkları öğle yemeklerini götürüyordu.

Telefonlarını bile ev dışında şarj ediyor ve süpermarket indirim kuponlarını kovalıyorlardı.

Çevrelerindeki insanlar onlara aşırı cimri ya da deli gözüyle bakıyordu.

Ama onlar “Tamamen özgürlük satın almaya odaklanmıştık” diyor.

Çift para biriktirip göze alabilecekleri kadarıyla yatırım yaptılar. Ve yedi yıl önce tam 1 milyon sterlin biriktirince Alan 40, Katie 35 yaşında erken emekli oldu.

40 yaşına kadar deli gibi para biriktirip, birçok şeyden kısarak kendi özgürlüklerini satın aldılar!

Kulağa delice gibi gelen bu olay, aslında “Finansal Bağımsızlık, Erken Emeklilik” anlamına gelen ‘Fire’ adlı küçük ama hızla büyüyen küresel bir hareket.

Alan ve Katie telefonlarını bile dışarıda şarj edecek kadar tasarruflu yaşadıklarında bu finansal bağımsızlık hareketi fazla bilinmiyordu.

Şimdi ise sosyal medyanın da etkisiyle hızla büyüyor.

Bu hareketin temel ilkesi, çalışma hayatınız boyunca son derece tutumlu ve mütevazı bir hayat sürerek, erken emekli olabilecek finansal birikime sahip olmak!

Aslında Türkiye‘deki eski kuşaklar da buna benzer bir yaşam felsefesiyle yaşıyorlardı.

Büyüklerimiz tutumluydu.

Kazanılan paranın bir bölümü kenara konulurdu, altın alınırdı.

Emeklilikte yan gelir olsun, belki çocuklar evlenince otururlar diye ev almak için para biriktirilirdi.

Ne zaman kredi kartları hayatımıza girdi bu tutumlu yaşam felsefesi yavaş yavaş unutuldu!

Kazanılandan fazlasını bankalara borçlanarak harcamak bir yaşam şekli haline geldi.

“Herkesin aklı var, borcunu zamanında öde zor durumda kalma, tasarruf yap” diyebilirsiniz.

Tasarruf ederek yaşayan bilinçli insanlar da var.

Ancak genele bakıldığında ülkede kredi kartı kullanan her iki kişiden birinin bankalara aktif olarak kapatılmamış dönem borcu veya taksitli bakiye borcu bulunuyor.

Bankalar sürekli borcu ötele, taksitlere böl, puan biriktir gibi kampanyalarla insanları borçlanmaya teşvik etti.

Ve şimdi vatandaşların toplam bireysel kredi ve kredi kartı borç bakiyesi ise 6,4 trilyon TL sınırını aştı!

Bu çok derin bir konu. Meraklıysanız “Fire Movement” akımının internette inceleyin!

Bu akımın prensipleri basit; kazandığından daha az harca. Bilinçli tüketici ol.

Gereksiz borçlanmaktan kaçın.

Haftada üç gün dışarıda yiyorsanız bunu bire indirin.

Her gün gittiğiniz kafeye daha az uğra.

Biriken para az da olsa yatırım yapmaya devam et ve sabırla bekle!

Atalarımız boşuna dememiş; su akarken testiyi doldurmalı!

***


AZİZ YILDIRIM’DA PARA YOK MU?

TFF, 10+4 kuralında değişiklik yapmayacağını açıklayarak, doğru olanı yaptı!

Her sene kulüpler kadrolarını şişirip sonra da yabancı futbolcu sayının artmasını istiyorlar.

Kural koymak anlamsız hale gelmişti.

Bu karar Süper Lig’deki yerli oyuncu sayısını az da olsa artırır ve milli takım havuzunu genişletir.

Kadrolara baktığınızda (+4) U23 statüsünde ilk 11’de oynayabilecek, en değerli futbolcular (A. Brown, D. Nene, S. Cerif) Fenerbahçe’deydi.

Neden Fenerbahçe yönetimi de ısrarla 10+4 kuralının değişmesini istedi?

Nedeni basit; Fred, Talisca ve Semedo’yu hem yaşları hem de yüksek maaşları yüzünden göndermek zor!

Jayden yüksek teklif gelmezse satılmak istenmiyor.

İyi gelir elde edecek Brown, Nene ve belki Cerif’i satıp çok iyi bir santrafor ve stoper alınacaktı.

Bu oyuncular satılsa aynı kalitede (+4) statüsünde futbolcu bulmak zor ve maliyetli.

O zaman da akla ilk şu soru geliyor; yoksa Aziz Yıldırım yönetiminin Galatasaray ile rekabet edecek kadroyu kuracak parası mı yok?

Yıldırım kurt başkan, ne yapıp edip gerekli transferleri yapar diye düşünüyorum.

D. Carlos ve S. Amrabat iyi sezon geçirdiler.

D. Livakovic de Dünya Kupası’nda devleşmeye devam ederse bu üçlü yüksek fiyata satılabilir.

Mimovic ise yine elde kalır ya da kiralık gönderilir!

Merkez orta sahada futbolcu enflasyonu varken Fred’e gerek yok gibi.

Becao da yaşı gereği gönderilmeli.

***


KEŞKE NATO HEP GELSE

Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi, yollardaki bütün çukurlar kapatıldı, asfalt döküldü.

NATO üyelerinin görme ihtimali olan evlerin dış cepheleri boyatıldı.

Mazgallardaki çukur ve tümsekler yola sıfır düzeyde mükemmel işçilikle düzeltildi.

Anlayacağınız Ankara’daki işçilik kalitesi Japonya seviyesine çıktı.

Taksi şoförleri bile gri pantolon ve beyaz gömlek giyip, yabancı konuklara lokum, kolonya ve soğuk su ikram edecekler.

“Keşke NATO heyeti bizim oradan da geçse” dediğinizi duyar gibiyim!

Demek ki istenince yapılıyormuş!

Peki, bu hizmet kalitesine neden diğer günlerde ve ülke genelinde ulaşılmıyor?

Belediye hizmetlerinin düzgün yapılması için illa yabancı konuklara mı ihtiyaç var?

***


Altyazı

“Çünkü bir şeyi seninle paylaşamayınca, sanki o şey hiç yaşanmamış gibi geliyor.” (Say Anything)



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img