Türkiye yıllarca enerjide dışa bağımlılığın bedelini cari açıkla, kırılganlıkla ve jeopolitik risklerle ödedi. Bugün ise tablo değişiyor. Art arda gelen anlaşmalar, büyüyen filo ve hızlanan üretim gösteriyor ki Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) artık sadece ulusal değil, küresel bir oyuncu olma yolunda.
Son adım Bulgaristan hamlesi. TPAO’nun Shell ile Bulgaristan’ın münhasır ekonomik bölgesindeki Khan Tervel sahasında imzaladığı ortaklık anlaşması teknik bir lisansın ötesinde anlam taşıyor. 3.800 km²’lik alanda %33 payla yer almak, Sakarya Gaz Sahası’na komşu bir bölgede arama yapmak demek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar‘ın vurguladığı gibi bu sadece yeni bir saha değil, yeni bir stratejinin göstergesi. Ama asıl önemli olan Shell gibi bir devle ortaklık. Bu, “Biz de bu ligdeyiz” demekten öte “Artık biz oyuncuyuz” demek.
Bu sürecin temeli 2016’da atıldı. Dönemin Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı Milli Enerji ve Maden Politikası ile Türkiye kendi gemileriyle arama yapma kararı aldı. O gün “riskli” denilen adım bugün dünyanın en büyük 4. sondaj filosuna sahip bir Türkiye gerçeğine dönüştü. Sakarya Gazı’nın 2.5 yıl gibi rekor sürede sisteme verilmesi ise teknik kapasitenin ve kararlılığın kanıtı oldu.
Bugün tablo daha geniş. Exxon, Chevron ve BP ile mutabakatlar, Bulgaristan’da Shell ortaklığı, Somali’de fiili sondaj, Libya ve Pakistan hazırlıkları… Bu bir rekabet stratejisi değil, bir ortaklık diplomasisi. Türkiye artık enerji devleriyle eşit masada oturuyor. Risk paylaşıyor, finans paylaşıyor, know-how alışverişi yapıyor. Her imza, TPAO’nun “Şampiyonlar Ligi”ne kabulünün teyidi.
Rakamlar da iddiayı destekliyor. Üretim 160–180 bin varil petrol eşdeğeri seviyesine geldi. 2028 hedefi 500 bin varil. Günlük tüketimin yaklaşık 1 milyon varil olduğu düşünüldüğünde bu, dış bağımlılığı ciddi ölçüde azaltacak bir eşik. Üstelik sadece yurtiçi değil, yurtdışındaki paylar da bu tabloya eklenecek.
Afrika açılımı ise çok boyutlu. Somali’de arama, Etiyopya’da hidroelektrik ve altyapı işbirlikleri… Enerji, maden, nadir toprak elementleri ve altyapı yatırımları birlikte ilerliyor. Bu model Batı’nın klasik sömürge anlayışı değil, kazan-kazan diplomasisi. Enerji artık Türkiye için ekonomik olduğu kadar diplomatik bir araç. Bir dönem “Türk Hava Yolları dünya markası olur mu?” sorusu soruluyordu. Bugün THY küresel bir oyuncu. Aynı benzetme artık TPAO için yapılıyor. Filo var, teknoloji var, siyasi irade var ve en önemlisi sonuç var.
2016’da kendi karasularında başlayan yolculuk, 2026’da küresel ortaklık ağına dönüştü. Bu sadece kapasite artışı değil, bir boyut değişimi. Görünen o ki TPAO, kamu şirketi kimliğinin ötesine geçerek küresel bir marka olma yolunda ilerliyor.


















