
BİRİNCİ ADIM HAREKET
Neden hareket? Çünkü çoğu insan, zamanının büyük kısmını düşünmekle kaybediyor. Sürekli ne yapacağını, nasıl yapacağını düşünüyor, neyi istediğini, neyi istemediğini sorguluyor. Ancak insan, çoğu zaman gerçekten neyi istediğini ve nasıl yapacağını yolda ilerlerken öğrenir. En büyük öğretmen yoldur. Harekete geçmeden yolda nelerle karşılaşacağını bilemezsin.
Diyelim ki daha iyi bir gelir kazanma hedefiyle yola çıktın ve bir işe girdin. Başlangıçta amacın daha fazla para kazanmaktı; ancak bu yolculuk sırasında fark ettin ki, senin için paradan daha önemli şeyler var: Mesela insanlara yardım edebilmek, sosyal bir çevreye sahip olmak ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmek. Bunu yola çıkmasaydın asla anlayamayacaktın.
Çok fazla düşünmek, insanın eylem ateşini söndürür ve harekete geçmesini engeller. Bu yüzden, başarı döngüsünün ilk adımı her zaman harekete geçmektir. İnsan, yolda öğrenir; insan, yolda kendini geliştirir. Harekete geçmek, potansiyelini ortaya çıkarmanın ilk adımıdır.

ÜÇÜNCÜ ADIM VAZGEÇMEMEK
Eğer hareket etmeyi ve güncellemeyi doğru yapıyorsan, başarı döngüsünün son adımı olan vazgeçmemekle başarıyı garantilemiş olursun. Vazgeçmemek, sabır ve sebat gerektirir. Hiç sonuç alamamak seni yoldan alıkoymamalıdır. Eğer ilk iki adımı doğru yaptıysan, sonuç mutlaka gelecektir. Unutma, başarı bir gecede elde edilmez ve herkesin yolculuğu kendine özgüdür. Bu yüzden, kendini başkalarıyla kıyaslama. Bir domatesin olgunlaşması, tohumun ekilmesinden itibaren ortalama 2,5 ay sürer. Neredeyse domatesle aynı büyüklükte olan bir portakalın ise tohumunun ekilmesinden sonra olgunlaşması 4 ila 6 yıl arasında sürebilir. Kimsenin koşullarını bilmediğimiz için kendimizi kıyaslamamalı ve kendi yolumuzda ilerlemeliyiz.

ROMA’NIN BAŞARI HİKAYESİ
Yazımın başında söylemiştim, şehirler de insanlar gibi, ayakta kalmak, hayatta kalmak için büyük uğraşlar verirler.
Kolezyum’un taş kemerleri arasında dolaşırken, antik Roma’nın gücünü ve ihtişamını hissediyorum. Ardından, Roma Forumu’ndaki tapınaklar ve bazilikaların kalıntıları arasında yürürken, her taşın altında saklı bir hikaye olduğunu düşünüyorum.
Son olarak Pantheon’un önünde duruyorum; ikonik kubbesi, gökyüzüyle yeryüzü arasındaki ince çizgiyi hatırlatıyor. Bu kubbe, Roma’nın zamana meydan okuyan ruhunun sessiz bir anlatıcısı gibi.
Roma, küçük bir köy olarak başladı, ancak harekete geçmeden ve sürekli genişlemeden büyük bir imparatorluk haline gelemezdi. Tıpkı bir bireyin başarıya ulaşması gibi, Roma da ilk adımı atarak büyüdü ve gelişti.
Roma’nın en etkileyici yanı, sürekli kendini yenilemesidir. Defalarca yıkıma uğradı, ancak her seferinde yeniden doğdu.
Bu, güncellemenin başarının vazgeçilmez bir parçası olduğunu gösterir. Tıpkı bir insanın hatalarını fark edip stratejilerini değiştirmesi gibi, Roma da her zorluktan sonra kendini yeniden inşa etti.
Roma, zaman zaman düşse de asla pes etmedi. Her yıkımdan sonra yeniden ayağa kalktı ve güçlü bir şekilde yoluna devam etti. Bu şehir, sabrın ve sebatın zafer getirdiğini ve vazgeçmemenin başarı döngüsündeki en kritik adım olduğunu bizlere gösteriyor.
Unutma, gemiler limanda güvendedir ama gemiler limanda durmak için yapılmamıştır.
Başarıya ulaşmak için güvenli limanlarından çıkmalı ve cesaretle harekete geçmelisin. Çünkü gerçek başarı, risk alıp yola çıkanların olur.


















