Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim. “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” idealinde umutların yeşerdiği bir dönemdeyiz. Umudun, “hakka dönüşmesinin!” bugün açılan kredinin değerlendirilmesine, yani umudun canlı tutulmasına bağlı olduğunu asla unutmamalıyız. Önemli olan gömleğin ilk düğmesinin doğru iliklenmesi idi. Gelinen aşamada Türkiye bunu başardı. Bu noktada, bir devlet projesinin altını çizerken milletten aldığı yetkiyi lâyıkı veçhile kullanan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin onurlu duruşunu tarih önünde bir kez daha vurgulamalıyız.
“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifini” başlangıç adımı kabul ederek, geçmişe takılıp kalmadan ama geçmişten ders çıkararak geleceği inşa etmek için yepyeni bir fırsat penceresi açtığını dikkate almalıyız.
Elbette, “ihtiyatlı iyimseriz!” Barış güvercininin uçması, iki kanadın eş anlı ve kesintisiz çırpmasına bağlı. Yani, her şeyin devletten bekleneceği, eski alışkanlıkların tekrar edeceği, toplumun sinir uçlarına basan klişe söylemlerin servis edileceği günlerde değiliz artık.
Ama… Şunu öngörebiliyoruz:
Silahların ebediyen gömüldüğü, kanın aradan çıktığı, şiddete mutlak manada son verilen süreçte, “Büyük Türk Milletinin” feraseti, Anadolu irfanı ve bin yıllık devlet geleneği her türlü sorunun üstesinden gelmeye muktedirdir.
Türkiye Barış Yüzyılı’nın içini doldurulması ise madalyonun her iki yüzünü birlikte görmeyi gerektirmektedir.
Şehitlerimizin aziz hatırası, onların muhterem aileleri, gazilerimiz bizlerin ebedi kıymetlileridir, öyle kalmaya da devam edeceklerdir. Analar ağlamasın, gencecik bedenler toprağa düşmesin diye bağrına taşan basan, büyük özveri gösteren vatan evlatları yine ve yeniden kahramanlıklarını sergilemektedir. İçi yansa da… Devletin varlığı ve bağımsızlığı, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü uğruna gösterdikleri fedakârlık her türlü takdirin üstündedir!
Gel gör ki… Yılladır PKK terör örgütünden ayrıştırdığımız Kürt kökenli vatandaşların, bilhassa etnik kimlik siyaseti ile bilenmiş, DEM Parti‘ye gönül vermiş unsurları da zorlu bir muhasebe ile karşı karşıyadır. Öyle ya… İmralı‘nın bile “hain!” ilân edilebildiği veya “Kürtlük davası elden gidiyor mu?” soruları arasında bocalayan insanlar da söz konusudur. Cezaevinden tahliye edilecekleri ise Türkiye ve dünya gerçeklerine yabancı kaldıkları sancılı uyum günleri beklemektedir.
Ve nihayet…
Halkın öz örgütlülüğü, komünler, İmralı patentli kooperatifler, dil kurumları, kadın ve gençlik örgütlenmeleri, Öcalan mantığına dayalı kültürel ve ahlaki yapılanma vb ifadeler, bundan böyle gündeme girecek, ne olduğu veya neye evrileceği de tartışılacaktır.
Buna karşın, murad edilen odur ki…
Silahlar ortadan kalkınca Kürt siyaseti denilen ilişki ağı da özgürleşecek hatta Suriye, Irak Kürtleri de yönünü Türkiye’ye çevirecektir. Kuşkusuz bu yasa ile bütün sorunlar bir anda çözülemeyecek lâkin diğer yasalara ve “demokratikleşmeye ön açacaktır.”
İşte bu ve benzeri nedenlerle…
1- Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi. 2- Dezenformasyonun önlenmesi. 3- Toplumsal desteğin artırılması… Hayati önem kazanacaktır.
Neden? Çünkü… Silah bırakan örgüt mensuplarına yönelik, “psikolojik destek, sosyal uyum, eğitim, meslek edindirme ve istihdam arayışının” ülke genelindeki beklenti ve ihtiyaçlarla kıyaslanarak geniş toplum kesimlerinin manipüle edilmesinin önüne geçilmesi zaruret arz edecektir de ondan!


















