Faşizm, Leninizm’in iğdiş ettiği sosyalist kavramları kullanan aklıevvel ayaktakımının lümpen şiddetiydi. Kalantorlardan para aldılar, etrafı yaktılar. Ulusalcı Sosyalist lafı oradan kaldı. Bir de milyonlarca ırkçı cinayet. Tuzu kuru 68 Kuşağı’nın ‘savaşma seviş’ diye başlayan nümayişi aşkın mahremiyetini yıktı. Cinselliği âdeta hayvansı bir aleladeliğe dönüştürerek, bugün dünyayı yöneten dijital baronların laboratuvarı oldu. Oradan çıktı bu internet pedofilleri.
Şimdi Müslüman topraklarına uçaklarıyla, uydularıyla saldıran şu zombi topluluğunun sloganı da “özgürlüktür” mesela.
Hep aynı yalan, hep aynı nakarat…
İnsanlığın mühimsediği kavramları alıp içini boşaltarak yürüyen Frankeştaynlarla birlikteyiz. ABD’nin Siyonist tasallutu, İran‘da 160 ilkokul öğrencisi için kazılan mezarlar bu gerçeği çarpıyor yüzümüze.
***
Türkiye, bu şeytanî çarpıtmaya, bu karanlık salgına karşı duruşunu ortaklaştırmak ve kendi zihinsel patlamasını gerçekleştirmek zorunda. Onun için “Kardeşlik Projesinin,” onun için yeni ve kapsayıcı bir Anayasa’nın peşindeyiz…

Bugünün dünyasında olup biteni, Gazze‘den İran’a uzanan saldırı hattını veya cebimizdeki telefonun bizi nasıl kuşattığını anlamak için uzak tarihlere gitmeye gerek yok. Aydınlanmayı belirleyen ve “Keşifler” diye örtbas edilerek, Kızılderilileri İnkaları Aztekleri Afrikalıları soykırımdan geçirenlerin akıl hastalığı gelmiş, Amerikan İmparatorluğunun vahşetine dayanmıştır. Belli ki pompalanan “Egemen Amerikan Kültürü” iblisin kültürüdür. O çok güzelleme yapılan “Özgür Dünya” bugün, dijital pavyonlarda kadın satarak, çocuk suiistimal ederek, edemediklerini mezarlara gömerek yaşıyor…
***
Orta Sınıfın Konforlu Esâreti…
Dünya sosyolojik olarak kabaca üç katmandan ibarettir: En tepede azgın bir yönetici elit, en altta ise geçim derdindeki mâdunlar ve mağdurlar. Ancak dünyanın asıl “mutfağı” orta sınıftır. Bu sınıf hem sistemin eli kolu hem de ideolojinin mayalandığı geniş bir tarladır. Bugün dünyayı Amerikan İmparatorluğu yönetiyorsa, bunu doların gücü kadar orta sınıfın zihninin “Büyük Çarpıtma” tarafından ele geçirmesine borçludur.
Orta sınıf dediğimiz kitle; alt dünyadan sıyrılmış, ev ve araba taksitleri arasında sıkışmış, üst sınıfa özenti, çocuklarını iyi okullara gönderme telaşında olan yığınsal bir yaşam formudur. Egoizm ile beslenir.
Faşizm odur, sosyalist ideaları harap eden Bolşeviklik finalde budur, 68 kuşağı da budur. John Lennon “Imagine” şarkısında bize dinsiz ve sınırsız bir dünya masalı anlatıyordu. Ne diyordu: “Cennetin olmadığını düşün, ülkelerin ve dinlerin olmadığını…” Bu aldatıcı ve hazcı söylem, aslında kadim olan her şeyin yıkımıydı. Çalışmayı aşağılayan, üretimi dışlayan ve “makineler çalışsın bize maaş verilsin” diyen seküler ideoloji, aslen hayatı ayakta tutan emekçi kesimlerden, o alnı terlilerden tamamen kopuktu.
Bu hareket devrimci bir aksiyon değil, “kafa gidik” bir tepinmeydi. Ancak sonuçları çok ağır oldu. LSD komünlerinden, hüsranla biten o sözde özgürlükçü deneyimlerden geçenler, bugün karşımıza “Dijital Baronlar” olarak çıktılar. Hindistan-Nepal yollarında “kendini bulma” yolculuğuna çıkan hippiler, döndüklerinde Wall Street’te kuduz bir borsacı ya da CIA’da züppe analizci oldular. Bugün sosyal medya devlerinin kurucu fikrinde, o günlerin ruhu yatıyor.
***
Batı’nın Masalı, Doğu’nun Gerçeği…
Batı’nın orta sınıfı bu hayâllerle oyalanırken, dünyanın geri kalanı, namusuyla çalışan insanlık evine ekmek götürmek için ter dökmeye devam etti. Batılı gençler uçaklara doluşup “egzotik yolculuklara” çıkarken, bizde abonman bileti bulamayanların grevleri ve kurşunlanıp duran öğrenciler vardı. İşte bu eşitsizlik üzerine kurulan yeni dünya düzeninde İslam ve onun bin yıllık irfanı bilerek yok sayıldı.
Denklemin dışına itildik, kavramlarımız içi boşaltılarak çalındı…
Bugün Türkiye’nin verdiği o büyük mücadele, sadece bir savunma sanayii başarısı veya ekonomik bir silkiniş değildir. Bu, aynı zamanda Batı’nın bize dayattığı “cinsiyetsiz topluma” ve “robot insan” eğilimlerine apaçık bir direniştir. Ancak bu silkinişin gerçek bir zafere dönüşmesi için kendi dijital araçlarımızı, yapay zekalarımızı yaratmanın yanında… “Zihinsel Bir Patlamaya” ihtiyacımız var…
Şu ânın kavramlarını kendi irfanımızla ve cesaretle yeniden üretmek zorundayız. Müslüman entelektüeller artık defansta beklemeyi bırakmalı; asıl konularda, yani insanın onuru, şerefi, dayanışması, emeğin değeri ve Hanif Hakikatin ne olduğu konusunda en gür sesiyle konuşmalıdır.
***
İspanya’nın demokrat sosyalistleri bir “İnsanlık İttifakında” Türkiye ile omuz omuza.
Şimdi masalların bittiği, sert gerçeklerin başladığı yerdeyiz. İhtiyacımız olan şey ne katı mezhepçi bir içe kapanma ne bencillik sinizmi ne de dijital baronların algoritmalarıdır.
İhtiyacımız olan, kendi irfanî köklerimizden beslenen kapsayıcı bir zihniyet uyanışıdır…


















