Yaklaşık iki ay sonra yepyeni bir yıla giriyoruz… 2024 yılında gündemde olacak sayısız önemli etkinlik de yavaş yavaş belli olmaya başladı. Bunlardan biri de 2024 yılının Japonya ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü yıl dönümü olması…
Her iki ülke de bu yılı çeşitli etkinliklerle kutlamak üzere çoktan çalışmalara başladı bile… Sonuç olarak 2024 yılı; ikili ilişkilerin daha da geliştirilebileceği bir fırsat olarak görülüyor. Bu önemli yıldönümü için çeşitli kuruluşlar, sanatçılar ve sporcular da projeler üretmeye başladı. Amaç iki ülkenin kendisine has özelliklerini, kültürünü, sanatını daha da iyi bir şekilde iki topluma anlatabilmek.
Bu amaçla geçtiğimiz günlerde Japonya’nın genç ve gelecek vadeden oyuncularından biri olarak kabul edilen Nakamura Hayato ülkemizi ziyaret etti. Ailesi de ülkenin en ünlü oyuncuları arasında gösterilen ve 1993 doğumlu aktör, özellikle bir tür Japon halk tiyatrosu türü olan kabuki dalındaki yeteneği ve başarılarıyla son birkaç yıldır ülkesinde büyük bir saygınlığa ulaşmış durumda… Temelleri 17’inci yüzyıla kadar dayanan ve içinde pandomim, dans ve skeçlerin olduğu bu özel tiyatro dalındaki başarısı Hayato’nun popüler sinema ve tiyatro dünyasında da önünü açmış…. Kendi ülkesi dışında Avrupa’da ve ABD’de sayısız hayranı olan ve şöhreti her geçen gün artan Hayato ile geleneksel kostümleri içinde buluştuk ve hem kariyerini hem de Türkiye hakkındaki görüşleri üzerine konuştuk.
-İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100’ncü yılı vesilesiyle geniş bir Japon gazeteci heyetiyle birlikte Türkiye’ye geldiniz kısa süre önce. Neler biliyorsunuz bu iki ülkenin ilişkileri hakkında diye sorsam neler söylersiniz bize?
– Aslına bakarsanız bu konu üzerine biraz araştırma yaptım. İki ülke arasındaki dostane ilişkilerin temelleri yaklaşık 160 yıl kadar önceye dayanıyor aslına bakarsanız. Hem de bu dostane ilişkiler bir deniz kazasıyla start alıyor. Japonya açık sularında yaşanan olay, iki ülke halkının ve idarecilerinin soğukkanlılığıyla dostane bir şekilde hallediliyor. Böylece iki ülke arasındaki ilişki için güzel bir başlangıç yapılmış oluyor. Daha sonra daha yakın tarihte Irakİran savaşı sırasında Türkiye’nin bölgede bulunan Japon vatandaşların kurtarılmasını sağlıyor. Ve 100 yıl içinde iki ülke arasındaki ilişkiler her geçen gün daha da güçlü ve daha da dostane bir şekilde devam ediyor.
– Kısa bir süre için bile olsa Türkiye’ye gelme, İstanbul’da vakit geçirme şansı yakaladınız. Neler dikkatinizi çekti, nedir ilk izlenimleriniz İstanbul’a, Türkiye’ye dair?
– Türkiye, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan güçlü bir köprü. Bu biraz klişe gibi gelebilir ama bu özelliğiyle dünyadaki birçok ülkeden çok farklı bir pozisyona ve yere sahip. İstanbul’a gelir gelmez Ayasofya Camii’ni ziyaret ettim. Üzerimde derin bir etki bıraktı. Şehirde genel olarak dolaşırken inanılmaz bir enerjiye sahip olduğunu, sokaklardaki her binanın da ülkenin etkileyici tarihine bir şekilde tanıklık etmiş olmasından kaynaklanan farklı bir havası olduğunu gözlemledim. Büyülenmemek imkansız İstanbul’dan…

TÜRK YEMEKLERİ LEZZETLİ
– Türki mutfağı son dönemde Japonya’da da yükselişte bildiğim kadarıyla… Eminim şehirde dolaşırken farklı lezzetleri deneme şansı da yakalamışsınızdır. Nasıl buldunuz Türk yemeklerini?
– Dediğiniz gibi Türk mutfağı Japonya’da bir süredir oldukça popüler. İçeceklerin de yemeklerin de çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Eminim bunu herkes söylüyordur zaten. Deniz mahsullerinize özellikle hayran oldum, çok lezzetliydi her şey.
– Bir aktöre sormadan olmaz, tanıdığınız takip ettiğiniz Türk oyuncular var mı?
– Aslına bakarsanız şu ana kadar olmadı. Ancak sizin kültürünüzü daha derinden incelemek, Türk oyuncularla bir araya gelmek ve bir gün ülkenizde de sahneye çıkmak isterim.
– Biraz önce bir gün Türkiye’de bir şeyler yapmak isteyeceğinizi söylemiştiniz. 100’üncü yıl vesilesiyle belki de böyle bir şey olabilir ne dersiniz?
– Aslına bakarsanız bu vesileyle kabuki yapmayı gerçekten de çok isterim. Türkiye’ye ve Türklere daha da yoğun bir şekilde bizim bu geleneksel tiyatro oyununu tanıtmayı çok isterim.
8 YAŞIMDAN BERİ SAHNEDEYİM
– Ülkenizde oldukça tanınan bir aktörsünüz. Ama özellikle geleneksel tiyatrodaki başarınızla ülkenizde isminizi duyurdunuz. Bize kariyerinizden bahsetmek ister misiniz?
– Kabuki oyuncusu olarak tanınıyorum öncelikli olarak. Ailem nesiller boyunca bu özel tiyatro dalında yer aldı. Henüz üç yaşımdayken bu alanda ilk derslerimi aldım. Sekiz yaşımda da ilk kez sahneye adım attım. Yani kesinlikle yürümeye başladığım andan itibaren bu alanda kariyer yapmak üzerine çalışmalara başlamıştım diyebilirim. Düşünsenize büyük babamın büyükbabasının büyükbabası bile bir kabuki oyuncusuymuş… 400 yıllık bir geleneğe dayanan bir sanat…


















