Türklerin vazgeçilmezi çayın şaşırtan tarihi! Meğer yolculuğuna…

spot_img


DEMLİĞİNİZİ DOLDURMADAN ÖNCE SICAK SUYLA BİRAZ ISITMALISINIZ

Sıcak suyu demliğe bir anda boca etmek, çayın lezzetini düşüren uygulamaların başında geliyor. Oysa demliğinizi doldurmadan önce sıcak suyla biraz ısıtırsanız, sıcak suyu döktüğünüzde ısı kaybı oluşmaz ve çayınız daha iyi demlenir. Çayınızın aromasını kaybetmemesi için iyi bir çay demlemenin püf noktaları içinde demliğinizi sıcak suyla biraz ısıtmayı ihmal etmemelisiniz.

Çayınızı demledikten sonra demliği çaydanlığın üzerine oturtup orta ateşte 15-20 dakika demlenmesini beklemelisiniz. Bu süre zarfında ocağınızın ısısıyla oynamamalı, çayın çabuk demlenmesini sağlamak adına ateşi açmamalısınız.

SAKİNLİK VE ZARAFET

Japon çay seremonisinin gerçek ruhu sakinlik, alçak gönüllülük ve zarafete dayanır. Çay töreni bir çay evinde; ‘cha-shitsu’da gerçekleşiyor. Usta hazır olduğunda birbirlerini sessizce selamlıyor ve bir su teknesinde ağızlarını ve ellerini yıkayıp loş ışıklı çay evinin alçak kapısından eğilerek içeriye giriyorlar. Ev sahibi misafirlerin yanında yalnızca dizleri üzerinde hareket edebiliyor.

Çay ustası, çay kutusunu ve kepçeyi, mor bir bezle simgesel olarak silip bir tastaki kaynar suyu süzgeçten çay kasesine döküyor. Bambu fırçayla çay kasesini simgesel olarak temizleyip suyu daha küçük bir kaba döküyor. Ardından toz çayı alıp kaseye koyuyor. Çay ustası toz çayın üzerine kaynar suyu döküyor ve açık yeşil köpüklü içeceği küçük fırçayla çırpıyor. Her misafir bir yudum alıp çay mendiliyle kenarını sildiği kaseyi hafifçe eğilerek yanındakine uzatıyor. Çay ustası evinin kapısını açtığında çay töreni sona eriyor.

Hintliler ise çaylarını süt ve şekerle içer, Kuzey Afrikalılar yeşil çayı taze naneyle lezzetlendirir; Çinliler ise çaylarını içine hiçbir şey eklemeden içer.

TÜRKLER ÇAYLA NE ZAMAN TANIŞTI?

Türklerin çayla tanışması, İstanbul’daki bazı dükkanların çay ithalatı yapmasıyla başlamıştır. Çayın güzel bir içecek olduğunu fark eden Osmanlı, Çin’den getirilen çay fidanlarını Bursa’ya ektirmiş ancak ekolojik nedenlerden ötürü burada çay yetiştirilememiş. Yapılan araştırmalara göre Türklerin çayla tanışmasının daha öncelere dayandığı, ilk çay içen Türk’ün ise Hoca Ahmet Yesevi olduğu söylenmiştir.

Daha sonraki yıllarda Mustafa Kemal Atatürk, kahvenin pahalılığına karşı çayın Türkiye topraklarında yetiştirilebileceğini ve daha ucuza imal edilebileceğini düşünmüş. Türkler 20. yüzyıla kadar çayla çok haşır neşir olmasa da, 1900’lü yıllarda özellikle Rize’de çay yetiştiriciliği konusunda önemli bir büyüme gözlemlenmiş. 1930’lu yıllarda Gürcistan’dan alınan 70 tonluk siyah çay tohumları ekilmiş ve Rize’nin çay üretiminde yıldız olması sağlanmış. Dönem dönem değişiklikler olsa da, dünyada en çok çay üretimi yapılan 6 ülke arasındaki yerimizi korumaya devam ediyoruz.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img