Kutu kutu konutlarda ne yapmak ister insan?
Hemen dışarı çıkmak ister…
Otel odaları gibi…
Uyu, uyan, acele bir şeyler iç, ağzına bir lokma at, sonra çık…
Çocuklar okula, sen işe…
***
Hayat “yuva”daydı, zaman geçti, geriye ev kaldı.
Ama dışarıdaki hayat gitgide daha çekici olmaya başlamıştı.
Sonra?..
Artık konutlar var.
Kutu gibi konutlar…
Sadece iş güç değil, hayatın neredeyse hepsi “dışarı” çıktı…
***
Kutunun içinde yaşanır mı?
Nasıl nefessiz kalma hissidir o!
İyice içine çekilme…
Asansörü oturduğun daireden daha çok “sevme” manyaklığı…
***
Değişim mi?
Hem de nasıl!
Ve daha çok devriliş!
Anlamadığım şu…
Kıyametine pek az süre kalmış olan biz orta sınıflar…
Neden hiçbir şey değişmemiş gibi yapmaya çalışıyoruz?
Niye kültür, aşk, meşk, siyaset sanki hiçbir şey değişmemiş gibi davranıyor?
Yorgun Fatih ile lego deposunu andıran Fikirtepe aynı cümlenin içinde yer alabilir mi?
Beykoz Konakları ile Sultanbeyli’yi hangi söz bir arada tutabilir?
Bir “ev”de yaşayan ile bir “kutu”da yaşayan aynı kişiler olarak kalabilir mi?
***
Yeni öğrendim…
Yıllar içinde kaçıp kaçıp sonra tekrar döndüğüm minik dairemin bulunduğu yaşlı site de “kentsel dönüşüm” çemberinin içine girmiş…
Bir şeyler olacak gibi…
Kendi aramızdaki yazışmalarda site içindeki 35 yıllık bitki örtüsünü kendi “hane”sinin metrekaresi kadar önemseyen komşularımı seviyorum.
Ama zamanımız acımasız…
Bir an gelir, kazanç hesapları ve yenilenme hevesi baskın çıkar.
Şirketler insanın bu yanını iyi tanır…
Güzel şeyler hafızaya emanet edilir, geçilip gidilir.
***
Firuze filminin şarkısını hatırlıyor musunuz?
Hani şarkının şöyle bir bölümü vardı: “Ya yolu kaybettim ya ben kayboldum / Ne olur bir yerden karşıma çıksan / Tepeden tırnağa sırılsıklam oldum / İçim ürperiyor, ya evde yoksan.”
Ev, zaten çoktandır evde yok…
Ev hissi, ev sahiplenişi, ev hayatı gitti, gider…
Çocuklar ayakta tutuyor kalan son izlerini…
Firuze mi?
Niye kapısına gidiyor, sonra da kuşkulara kapılıyorsun?
Ya bir kafede oturuyordur ya da bir AVM’de alışveriştedir.
Belki de asansörün aynasında selfie çekiyordur; seninle işi hiç yoktur!
***
Ruha “yuva” bulmak mı?
İşte en zoru bu!
O konuyu hiç açmasam, daha iyi belki!


















