Yalnızlık sessiz bir salgına dönüştü! İşte 4 adımda kurtulmanın yolu

spot_img


Bu sorunun çözümü mucize değil. Ama samimiyet ve küçük adımlarla çözülebilir.

1- YALNIZLIĞINI KABUL ET

İlk adım, “Ben iyiyim” demeyi bırakmaktır. Çünkü çoğu insan “İyiyim” derken güçlü görünmeye çalışır, iyi olmaya değil. Yalnızlık bir zayıflık değildir. Bir başarısızlık hiç değildir.

Yalnızlık, insani bir ihtiyaç sinyalidir. Nasıl susuzluk bedenin ‘suya ihtiyacım var’ demesiyse, yalnızlık da ruhun ‘temasa ihtiyacım var’ demesidir. Bu noktada çok kritik bir ayrımı yapmak gerekir: “Sorun karakterinde, iradende ya da yeterliliğinde değil. Eksik olan bağ kuramamak!”

İnsanlar yıllarca kendilerini düzeltmeye çalışırlar: “Daha güçlü olayım, daha pozitif düşüneyim, daha dayanıklı olayım…”

Oysa çoğu zaman iyileşme, kendini onarmaktan değil, birinin yanında tüm kusurlarınla olduğun gibi olmaya izin vermekten geçer.

2- BİR TOPLULUĞA DAHİL OL

Bu madde çok kritiktir. Hatta çoğu zaman tek başına yeterlidir. Araştırmalar şunu net biçimde gösteriyor: “Düzenli olarak bir topluluğa ait hisseden insanların stres düzeyi düşer, kaygı eşiği yükselir, hayata dayanma gücü artar.” Çünkü topluluk, insana şunu hissettirir: “Yük sadece benim omzumda değil.” Bu topluluk: Bir kitap kulübü ya da müzik grubu olabilir. Bir sosyal çalışmaya ya da manevi sohbet halkasına dahil olunulabilir. Mükemmel olmak zorunda değil. Derin olmak zorunda da değil.

Benim için önemli olan tek şey şu: “Dahil olacağın yer, senin standartlarında, senin kalitende olmalı ve sana mutlaka ruhani ya da entelektüel düzeyde bir şeyler katmalı.”

İnsan, sadece bir yerde bulunmuş olmak için bir topluluğa katılmamalı. Çünkü böyle yaptığında fark etmeden kendi standartlarını, kalitesini ve kültürünü düşürmeye başlar.

Mevlânâ’nın bu konuda çok net ve güzel bir uyarısı vardır: “Kiminle gezdiğine, kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat et; çünkü bülbül güle götürür, karga çöplüğe.”

Yani “bir topluluğa ait olayım” diye kendini daha zor, daha aşağı bir hâle de sokmamak gerekir. Topluluk iyileştirir; ama doğru topluluk.

Mesela ben sosyal medyada canlı yayınlar yapıyorum, yüz yüze söyleşiler gerçekleştiriyorum. Bunlara katılmak, orada soru sormak, söz almak, düşünceni paylaşmak da bir adımdır. Orası da bir temas alanıdır. Beklerim.

3- HAFTADA BİR GERÇEK TEMAS

Bu çağın en büyük yanılgılarından biri şudur: Mesajlaştıkça bağ kurduğumuzu sanırız. Ama mesajlaşma sayılmaz. Emoji hiç sayılmaz.

Beden, dijital temasla sakinleşmez. Haftada en az bir kez: “Göz göze gel. Aynı masada otur. Konuşmak zorunda olmadan birlikte dur. Sessizliğe izin ver. Sessizlikten korkma.”

Çünkü güvenli bir sessizlik, sinir sisteminin ‘tehlike geçti’ dediği andır. Beden ancak bunu yaşadığında şunu söyler: “Güvendeyim.”

Ve güven olmadan hiçbir duygu gerçekten iyileşmez.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img