Yaşamak mı ölmek mi bütün mesele bu

spot_img


Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!

Düşüncemizin katlanması mı güzel,

Zalim kaderin yumruklarına, oklarına

Yoksa diretip bela denizlerine karşı

Dur, yeter! Demesi mi?

Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız

Bitebilir bütün acıları yüreğin,

Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun


Dünyaca ünlü yazar Shakespeare‘nin “Yaşamak mı Ölmek mi” diye bilinen ancak dilimize “Olmak ya da olmamak” diye çevrilen ünlü eseri Hamlet’ten bir kesit… William Shakespeare’ın yüzyıllardır dünyanın dört bir yanında sahnelenmeye devam etmiş, sayısız farklı yorum ve uyarlamaya ilham veren eseri, babasının ölümü üzerine annesi Gertrude’nin, amcası Claudius’la (babasının ölümünden sonra kral olmuştur) evlenmesi ile sarsılan Danimarka Prensi Hamlet’in babasının hayaletinden gerçeği öğrenip intikam arzusunu anlatır. Shakespeare’in yaklaşık 1599 –1601 yılları arasında kaleme aldığı Hamlet, yalnızca bir intikam tragedyası değil elbette. Edebiyat tarihinde de modern bireyin ilk temsili olarak kabul edilen eser, eylem ile düşünce, vicdan ile iktidar, yaşam ile ölüm arasındaki gerilimi merkeze alır. Peki, bu zamansız metin nasıl doğdu? Shakespeare’e hangi şartlarda ilham verdi? İşte Oscar ödüllü yönetmen Chloé Zhao’nun yönettiği Hamnet isimli film, bu sorulara yanıt veriyor. Shakespeare’in 11 yaşında hayatını kaybeden oğlu Hamnet ve bu kaybın aile üzerinde bıraktığı derin izleri anlatan film, adını aldığı Hamnet ile Hamlet arasındaki isim benzerliğini bilinçli bir şekilde kullanıyor. Tarihsel olarak da bilindiği üzere, Shakespeare’in oğlunun ölümünden birkaç yıl sonra Hamlet’i yazması, bu iki anlatı arasındaki duygusal bağı güçlendirir. Film de bu büyük sanat eserinin ardında yatan kişisel yası odağına alıyor.

Film, Maggie O’Farrell’in 2020 tarihli romanından uyarlanmış. Roman, Shakespeare’i bir edebiyat dahisi olmaktan ziyade, yas tutan bir baba ve eş olarak ele alıyordu. Hatta yazar O’Farrell, kitapta Agnes olarak adlandırılan William Shakespeare’nin eşi Anne Hathaway’i, doğanın kucaklamasına özlem duyan ve zamanını ormanda şahin avcılığı yaparak geçiren, doğaüstü yeteneklere sahip bir kadın olarak tasvir ediyor. Hamnet ise ailesini, özellikle ikiz kız kardeşini çok seven, enerjik bir genç çocuk olarak gösteriliyor. O’Farrell’ın canlı bir şekilde kurguladığı dünyada, Hamnet’in ölümü veba salgınına bağlanıyor. Shakespeare, önemli bir karakter olmasına rağmen, kitapta doğrudan adı geçmiyor. Bunun yerine, “koca” veya “baba” olarak anılıyor.

Bu açıdan filmin kitabın aslına uygun hareket ettiğini söylemek mümkün. Zira filmde de Shakespeare’den ziyade Agnes’in trajedisi daha çok vurgulanıyor. Filmde Shakespeare karakteri (Paul Mescal), yazı aracılığıyla hayatta kalmaya çalışan bir figür olarak çizilirken; Agnes (Jessie Buckley), acıyı bedeniyle ve doğayla yaşayarak dönüştüren bir karakter olarak öne çıkıyor. Bu karşıtlık, filmin duygusal merkezini oluşturuyor. Buckley, Agnes’in inişli çıkışlı trajedisini yansıtmakta çok başarılı. Nitekim onun bu performansı kendisine “En İyi Kadın Oyuncu” Oscar adaylığı getirdi. Özellikle doğum ve ölüm sahnelerindeki duyguyu seyirciye geçirmekte ikna edici bir oyun sergiliyor oyuncu. Öte yandan Hamlet’i oynayan çocuk oyuncu Jacobi Jupe’nin boyundan büyük işler başardığını söylemeliyim.

8 DALDA OSCAR ADAYI

Film, bir Shakespeare filmi değil. Hatta karakterin adını bile sona doğru duyuyoruz. O da artık Londra’da oyunları merak edilen bir yazar olduğu için zikrediliyor. Filmin finaline doğru Globe Tiyatrosu’nda sahnelen ilk Hamlet bölümü nefeslerin tutulduğu yer olarak akılda kalıyor.

Büyük trajediyi küçük anlar üzerinden kuran yönetmen Zao’nun şiirsel görselliğiyle bezenen film, hem vizyon başarısı hem de ödüllerle adından sıkça bahsettirmeye devam ediyor. En son Altın Küre’de En İyi Dram Filmi, En İyi Dram Filmi Kadın Oyuncusu ödüllerini alan film Oscar ödüllerinde de En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo başta olmak üzere 8 dalda aday gösterildi. Bunca adaylık bana biraz abartıyı geldi açıkçası. Öte yandan merak edenler için, gelmiş geçmiş en ünlü yazar olan Shakespeare, Hamlet’i yazdıktan 15 yıl sonra 1616’da hayatını kaybetti. Eşi Anne ise 7 yıl daha yaşadı. Geriye kalan çocukları Susanna ve Hamnet’in ikizi Judith ise sırasıyla 1649 ve 1662’de vefat etti.


ÖNE ÇIKAN FİLMLER

Tüm dünyayı K-Pop kasırgası sarmış durumda. Hemen her gün yeni bir grup peydah oluyor. Ama onlar farklı. Genellikle K-Pop gruplarındaki üyeler yoksul ailelerden gelip zorlu yaşam şartları içinde yaşamlarını sürdürdüler. Ama Stray Kids’in üyeleri bu durumun tam tersi. Lüks evlerden (Bang Chan ve Changbin) özel okullara (Lee Know ve Felix) hatta yurtdışında yıllarca eğitim görüp yaşamaya (Han, IN, Seungmin, Hyunjin) kadar grup üyeleri gayet lüks bir yaşantı sürüyor. İşte 9 kişilik dünyanın en popüler K-pop gruplarından Stray Kids’in, sahne enerjisi sinema perdesine taşındı. Stray Kids: The dominATE deneyimi, grubun dominATE adlı dünya turnesi kapsamındaki konser performanslarını; sahne arkası görüntüleri ve üyelerle yapılan özel röportajlarla bir araya getiriyor. Film, hayranlara konser atmosferini sinema salonunda yaşama imkânı sunuyor.

Gerard Butler ve Morena Baccarin’in başrollerinde yer aldığı Greenland: Kıyamet, Garrity ailesinin felaket sonrası hayatta kalma mücadelesini yeni bir yolculukla sürdürüyor. Güvenlik gerekçesiyle Grönland’daki sığınaktan ayrılmak zorunda kalan aile, daha güvenli bir yaşam alanı bulmak için yıkıma uğramış bir dünyada zorlu bir göçe çıkar.

Didem İnselel ve Sinan Albayrak’ın başrollerinde yer aldığı Kanto, aile içi fedakârlıklar ve bastırılmış sırlar etrafında şekillenen bir dram sunuyor. Yıllardır ailesine bakan Sude’nin hayatı, demans hastası kayınvalidesi Saliha’nın eve taşınmasıyla altüst olur. Bir akşam yemeğinin ardından Saliha’nın gizemli şekilde kaybolması, aileyi geçmişle yüzleşmeye zorlar.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img