Yeni yıla Galata’da başlamanın huzuru

spot_img


Bu yıl üç etti… Yeni yılın ilk gününde, henüz şafak sökmemişken, Filistin şalımı boynuma dolayıp, Galata Köprüsü’nün yolunu tuttum. Keşke Gazze mutlu ve huzurlu olsaydı da bu benim yeni yıl rutinim olmasaydı.

Ancak, gittiğimde gördüm ki; katılım da, heyecan da, coşku da, isyan da her yıl biraz daha büyüyor. Gazze duyarlılığının sadece bir kesime ait olduğunu hatta yılbaşı kutlamalarına “alternatif” olarak düzenlendiğini savunanlar ise her yıl biraz daha mahçup oluyor. Zira Sirkeci’den Galata’ya dek zulme haykıranlar arasında, ilk bakışta seküler görünen genç kızlar, uzun saçlı, küpeli top sakallı delikanlılar, az önce Nişantaşı’nda alışverişten dönmüş gibi görünen teyzeler de vardı. Bakalım her daim kitabı “kapağına” göre değerlendiren ayrılıkçılar, bölücüler, ötekileştiriciler, nifakçılar buna ne buyuracak?

Ve… Şair yüreğim bu şahane manzaraya daha fazla seyirci kalamadı. Mısralar bir çığ gibi yüreğimden kağıda, sonra da notalara çağlayıverdi:

EN MÜBAREK GAZA

Yeni yılın ilk sabahı

Çıktım evden besmeleyle

Boynumda Filistin şalı

İsyan dolu yüreğimle

Nur yağmıştı sanki

Sirkeci’den Galata’ya

Tüm vicdanlar ayaktaydı

Bu yeni bir intifada

Yeni Cami’nin güvercinleri

Secdeye varmıştı sanki

Mağrur Ayasofya bile

Rükû etmişti bil vâki

Çadırlarını su basmış

Çıplak ayak çocukların

Yağmur bile utanırken

Umrunda mı münafığın?

Kaldırımlar ağlıyordu

Gazze’nin bebelerine

Her yürek bin ateş olup

Düştü adalet peşine

“Sen haykırsan ne olacak?”

Sakın deme bre gafil

Bin avazla yok olacak

Sonu yakın o pis katil

Yılbaşı sofrasında

Nasıl yuttun lokmaları?

Hiç aklına gelmedi mi

Gazze’nin fukaraları?

Gelip de bir nefes

Sen de verseydin keşke

Allah seni de düşürsün

Böyle kutsal bir aşka

Nur yağmıştı sanki

Sirkeci’den Galata’ya

Süngü kuşandı yürekler

En mübarek gazâya

(Şiirimden bestelediğim şarkımı YouTube’da bulabilirsiniz)

O POLİSLER HİÇ AKLINIZA GELDİ Mİ?

Önceki gece büyük bölümümüz ailesi ve sevdikleriyle birlikte yedi, içti, yeni yıla neşe ve umutla girdi. Bazılarımız ise çalgılı çengili mekanlarda vur patlasın çal oynasın eğlencenin dibine vurdu.

Ben de ailemle birlikte evimdeydim. Kimsenin neşesini kaçırmamak için fark ettirmemeye çalıştım ama lokmalar boğazımda düğüm düğümdü. Erken saatte “Yılbaşı ekranına bakmak zorundayım” bahanesiyle odama çekildim.

Aklımda onlar vardı. Yalova’da DEAŞ’lı katillerle çatışırken şehit düşen üç kahraman polisimiz… Onlar yeni yıla giremediler. Arkalarında acılı ailelerini ve yakınlarını bırakıp şehadet şerbetini içtiler. Ne için? Siz, biz, hepimiz yeni yıla güven içinde girebilelim diye. Başardılar ama hayatları pahasına…

Ne yalan söyleyeyim, ben de onlar gibi yeni yıla giremedim. Allah, kahraman şehitlerimizin cümlesine gani gani rahmet eylesin.

AH BE GÖKMEN AĞABEYİM!..

Yılbaşı sofrasında lokmaları boğazıma dizen bir başka haber hastaneden geldi. Köşemizin yakın takipçisi, eski milli futbolcu, Galatasaray efsanesi, herkesi eleştiren Yüksel Aytuğ’un en acımasız eleştirmeni, her hafta beni arayıp, fabrika ayarlarıma dönmemi sağlayan sevgili Gökmen Özdenak ağabeyimi yitirdim.

Onunla birlikte net spor yorumculuğunu, dobralığı ve samimiyeti de kaybettik sanki. Ağabeyime rahmet, ailesi ve yakınlarına sabır diliyorum.

Gaf kürsüsü

Oytun Erbaş’ın, botoksu bulunan Fulya Öztürk’ün programında botoks yapan insanlara “gerizekalı” demesinin ardından Fulya Öztürk’ün jest ve mimikleri sosyal medyada gündem oldu.

Zap’tiye

Market zincirlerinin pazar günü kapalı olmasını yürekten destekliyorum. En azından haftanın bir günü kazıklanmamış oluruz!

Ne demiş?

“Benim de saç örneğimi teste gönderin. Kesin tulum peyniri çıkar.” (Mustafa Sarıgül)



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img