Yunanistan hükümeti Türkiye’ye karşı İsrail ve Güney Kıbrıs ile el ele tutuşup, Türkiye’ye karşı sözde yeni bir şer ittifakı oluşturdu.
Gelin görün ki Yunan halkı bu yeni oluşuma şiddetle muhalefet ediyor. “Niye durup dururken İsrail’in kayığına bindik? İsrail için Türkiye’ye karşı savaşmak zorunda mıyız?” diyen Yunan vatandaşlarının sayısı çığ gibi büyüyor.

Ege’de her zaman barış ve huzurdan yana olduğum için Yunan hükümetini yine dostça uyarmak isterim:
Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Türkiye’nin hem askeri hem diplomatik gücü bu üç ülkeyi üst üste koyup haklayacak seviyeye ulaştı. Yerde de, gökte de, suda da bölgenin en güçlüsüyüz. Bir de artık eskisi gibi icazet bekler durumda değiliz. İstediğimiz her şeyi kimseden izin almadan istediğimiz an yapmaya muktediriz. Örnek mi? İşte Suriye..
Sevgili Yunan komşum; hatırlatmak isterim ki, ABD’nin. İsrail’in ipiyle kuyuya inenlerin sonu hep hüsrandır. İşte Vietnam, işte Afganistan, işte Irak, işte Ukrayna… Adamı iyot gibi ortada bırakır, dönüp arkalarına bile bakmazlar.
Otur, oturduğun yerde…
Kasklara kısıtlama gelsin!
Dikkat ediyor musunuz, son zamanlarda suçlar hep “motokurye kılığında” işleniyor. Çünkü başlarındaki kask ve vücut özelliklerini gizleyen korumalı tulum giyiyorlar. Gasp, soygun, yaralama, hırsızlık hep bu kıyafeti kuşanan kişiler tarafından gerçekleştiriliyor. Zira “motokurye kılığı” adeta görünmezlik pelerini gibi bir şey haline geldi. Son olarak yönetmen Seren Yüce evine gelen ve kapıyı “Kurye” diyerek açtıran biri tarafından vuruldu. Eşkal meşkal Hak getire tabii…
Önerim şu: Motosiklet kaskı sadece trafikte araç üzerindeyken takılsın. Uymayana “potansiyel suçlu” muamelesi yapılsın. Vatandaş da ne idüğü belirsiz kasklılar yüzünden kaldırımda, asansörde, alt geçitte boşuna tedirgin olmasın.
Cazibenin son kalesi de düştü
Yahu Brigitte Bardot öldü, farkında mısınız? “Ee ne yapalım, helva mı kavuralım?” demeyin. O kadın benim gençliğimde “cazibenin” sembolüydü. Semtteki sinemaya filmi gelecek diye gün sayılırdı. Mahalledeki cümle hatun, yazın kumsalda onun gibi yürüyebilmek için kıştan prova yapmaya başlardı. 1956 yılında çekilen “Ve Tanrı Kadını Yarattı” filmi neredeyse B.B.’nin soyadı oldu, daha ne diyeyim?

Gençlik çağlarımda “Bu kadın öldüğünde dünyada yer yerinden oynayacak” diye düşünürdüm. Hiç bu kadar yanıldığımı hatırlamıyorum.
Peki neden? Ortalık öyle ucuz çıplaklarla doldu ki, gerçek “cazibe” unutuldu da ondan…
PAZAR EĞLENCESİ
Yasin Güleş adlı vatandaş, bir psikiyatr tanıdığının anısını sanal medyada paylaşmış:
“Bir aile, çocuğunu alıp bize getirdi. ‘Hocam bizim çocuğa bir şeyler oldu. ‘MİT peşimde, gelip beni alacaklar’ deyip garip garip hareketlerde bulunuyor’ dediler. Paranoid şizofren olduğunu düşünüp hemen tedaviye başladık.
Bir hafta sonra MİT geldi, çocuğu götürdü…”
Zap’tiye
Adamın üstüne çok gittik, belliydi böyle olacağı…

Gaf’let kürsüsü
“Devletimizden rica ediyorum. Futbolda temiz eller operasyonu yapılsın. Hepimiz incelenelim. Biz ahlaklıyız, kendimize güveniyoruz.” (Tutuklanan Galatasaray eski yöneticisi Erden Timur’un 1 Mart 2024’teki sözleri)
Ne demiş?
A Haber’e röportaj veren dönerci, Adana’dan getirttiği özel acı biberi şöyle tanıttı: “Bunu yiyen, üç gün kırmızı geziyor.”


















