
-YUNUS İSMİNİN HİKAYESİ
“Sultan Murat Mahallesi’nde doğdum, büyüdüm. Her şeye orada başladım.” diyen Yunus, adının veriliş hikayesini “Babam mahalle takımında oynarken hareketliymiş, hızlıymış, ona bir lakap takmışlar, Yunus balığı gibi diye… Ondan sonra da babam bana Yunus ismini koymak istemiş. Mahallede de babamın lakabı Yunusmuş, bazen Yunus diye çağırıyorlarmış. Bu nedenle babam bana Yunus adını koymak istemiş.” şeklinde anlattı.
Sultan Murat Mahallesi ile bağlarını hiç koparmadığını aktaran sarı-kırmızılı futbolcu, “Herkesin beni gördüğünde gurur duyması, güzel sözler söylemesi gurur verici. Çünkü mahallemden tek bir futbolcu çıkıyor, o da benim. Çok destek oluyorlar, elimden geldiğince mahalleye gitmeye çalışıyorum. Orada çok güzel insanlar tanıdım, çok güzel insanlar biriktirdim. Arkadaşlarım, dostlarım, akrabalarım her zaman iç içeyiz. Onları gururlandırdığım için çok mutluyum. Sultan Murat Mahallesi’nden bir futbolcu çıktı. Bunun için çok mutluyum. Benim bugünlere gelmemi sağlayan hayat okulum diyebilirim.” ifadelerini kullandı.
Yunus, futbola başlama serüveniyle ilgili şu sözleri kullandı:
“Kosova Güçspor diye bir mahalle takımımız vardı. Ben balkondayken 5-10 kişi seçme var diye antrenmana gidiyormuş, Ben de ‘Nereye gidiyorsunuz?’ demiştim, onlar da ‘Kosova diye bir takım var, oraya antrenmana, seçmeler varmış’ dediler. Anne ve babama ‘Ben de gitmek istiyorum’ dedim. Öyle gittim ve aralarından sadece beni aldılar. Rahmetli Adem Yeşil hocam vardı, emeği çok büyüktür. O beni gördü ve akşamında ailemi aradı. ‘Yunus’u çok beğendim, Galatasaray seçmeleri var, oraya götürmek istiyorum’ dedi. Annemle babam o zamanlar çekiniyordu, güvenememiştik açıkçası ama Adem hocayla tanıştıktan sonra beni Galatasaray seçmelerine götürdüler ve süreç başladı. Seçmeler çok heyecanlıydı, inanamıyordum, her şey bir anda gelişti. Rahmetli Ahmet Kesin Kılıç ve Kerem Yavaş hocalarım vardı. Arkadaşlarıma, akrabalarıma, herkese bu durumu anlatıyordum. Çok güzel senelerim geçti. Rahmetli Ahmet Keskin Kılıç’ın emeği bizde çok büyüktür. Allah rahmet eylesin. Onu da buradan analım. Her şey benim için güzel oldu.”
“ARDA AĞABEY BENİM İÇİN BÜYÜK BİR ÖRNEK”
Sarı-kırmızılı futbolcu, “Altyapıda, A Takımda gördüğün hangi oyuncular gibi olmak istiyordun?” sorusuna, “Akademiden çıkıp A takımda oynayan ağabeylerimiz vardı. Semih ve Arda ağabey. Antrenmana giderken onları görürdük, konuşurduk. Arda ağabey benim için büyük bir örnek, onun gibi olmayı çok isterdim. O süreçte Semih ağabey bana çok yardımcı olmuştu. Belki fotoğraflarımız bile çıkmıştır, yemeğe gitmiştik. Güzel günlerdi. Heyecanlanıyorduk, onlarla birlikteyken çok mutlu oluyorduk. Bizle çok ilgileniyorlardı, ben de onlardan gördüğüm şeyleri şimdi akademideki oyunculara yansıtmaya, yardımcı olmaya çalışıyorum. Küçükken bugünlere gelip gelemeyeceğimizi bilemiyorduk. Ne zaman ilk profesyonel imzamı attım o zaman hayalini kurmaya başladım. Her şey de istediğim gibi gitti, şampiyonluklar, kupalar kazandım. Şu an olduğum yerden çok mutluyum, gururluyum. İnşallah uzun yıllar böyle devam ederim.” yanıtını verdi.
“Galatasaray’dan ilk ayrıldığım zaman kolay değildi. Duygusaldım. Zorlanmıştım açıkçası.” ifadelerini kullanan Yunus sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ama Adana Demirspor bana çok şey kattı. Orada şampiyonluklar yaşadım. Süper Lig’de iyi bir serüven geçirdim. 26 yıllık bir şampiyonluk hasreti vardı. Hocamız ve başkanımız Murat Sancak bana çok destek oldu. Onun ve Montella hocamızın bende desteği çok büyük. Orası bana çok şey kattı. Balotelli, Vargas, Belhanda, Stamboli, Gökhan İnler, gerçekten çok kaliteli bir kadroyduk. Avrupa’yı zorluyorduk ama son maçlarda istediğimiz sonuçları alamamıştık ama benim için çok güzel bir seneydi. Ardından Leicester City var, Leicester City fiziksel ve taktiksel olarak çok şey kattı. Orada da şampiyonluk yaşadım. Sonrasında Galatasaray’a döndüm. Her genç oyuncunun Avrupa hayali var. Ben de bunu Leicester ile denemek istedim. Bir yıl kaldım ama iyi ki Galatasaray’a döndüm. Enzo Maresca Hoca ile çalıştım, gerçekten o çok iyi bir hoca. Taktiksel ve fiziksel olarak bana çok şey kattı. Şampiyonluk yaşadım. Benim için çok iyi bir tecrübe oldu.”
Yunus, A Milli Takım Teknik Direktörü Montella ile Adana Demirspor’da da birlikte çalışmaları hakkında ise “Montella hoca Adana Demirspor’da benimle çok ilgilendi, hep iletişim halindeydi. Oyunculara çok iyi özgüven aşılıyor. Bunu milli takımda da Adana Demirspor’da da ben özel olarak yaşadım. Çok güzel şeyler söylüyordu, bir maçta 2 gol atmıştım ve bana ‘Sakın asla şımarma ve 2 gol attıysan 3 gol iste, 4 gol iste’ diye söylemlerde bulunuyordu. Yeri bende çok ayrıdır, bana çok şey kattı. Çok da güzel günler yaşadık.” ifadelerini kullandı.
Gollerinden sonra Montella’nın futbolculuk dönemindeki gol sevinçlerini yapması hakkında ise Yunus, “Karagümrük maçıydı. Çok güzel iletişimimiz vardı ve çok seviyordum. Ona bir hediye vermek istemiştim. Maçlardan önce de videolarını izlemiştim, çok güzel golleri vardı ve gollerinden sonra uçak hareketini yapıyordu. ‘Gol atarsam bugün sana armağan etmek istiyorum’ dedim, öyle oldu. Yani yakıştırdılar da devam etti. Milli takımda da yapıyorum. Hocayla biraz stiller benziyor. Hoca da 9 numara boyu kısa, kıvrak falan. Biraz benziyor stilimiz.” diye konuştu.
Galatasaray formasıyla sahaya çıktığı anı hiçbir zaman unutamadığını anlatan Yunus, “O günü unutmak mümkün değil. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum anı yaşadım. İlk haber geldiğinde direkt annemi babamı aradım. Çok heyecanlanmıştım. Çok mutluydum, çok gurur duydum kendimle. İstiklal Marşı’nı okurken tüylerim diken diken olmuştu, hala da oluyor. Sahaya her çıktığımda heyecanım devam ediyor. Çocukluğumdan beri oynamak istediğim tek bir stadyumda vardı. O da Galatasaray stadyumuydu. Onun dışında oynamak istediğim başka bir stadyum yok.” açıklamasında bulundu.
Futboldan kalan zamanlarını ailesiyle geçirdiğini aktaran 25 yaşındaki futbolcu, “Ailemle, arkadaşlarımla, dostlarımla, nişanlımla genelde vaktim böyle geçiyor. Bazen evde bilgisayarda oyun oynuyorum, maç izliyorum. Dışarıya çıkmayı çok sevmiyorum. Sadece ailemle, dostlarımla yemek yemeyi, kahve içmeyi seviyorum.” dedi.
Ailesinden de bahseden Yunus Akgün, “Annem ev hanımı, babam fabrikada işçiydi, şu anda çalışmıyor benimle ilgileniyor. 2008 doğumlu bir kardeşim. O da benim eski takımım, Kosova Güç Spor’da oynuyor. Kaptan hatta ama 8 takım var, 6’ncılar. Öyle de bir durum var. Böyle bir aileyiz, küçük bir aileyiz, 4 kişiyiz. Annem Kastamonulu, babam göçmen, Arnavut kökenliyiz ama İstanbul doğma büyüme.” sözlerini kullandı.
Yunus, “Kardeşin maçlarından sonra performansınla ilgili yorum yapıyor mu?” sorusuna, “Kardeşimin adı Emre, o da sağ açık ve sol açık da oynuyor. Bazen bana ‘Niye şut atmıyorsun’ diyor, ben de ona ‘Sen niye koşmuyorsun, niye kilo vermiyorsun’ diyorum. Birbirimize sallıyoruz öyle.” yanıtını verdi.
Nişanlı olan Yunus Akgün, “Nişanlımın adı Tuğçe. 13-14 yaşından beri tanışıyoruz. İyi ve kötü günümde her zaman benim yanımdaydı. Bana her zaman çok büyük destek oldu. Gerçekten onu tanıdığım için, onunla beraber hayatımı sürdürdüğüm için çok mutluyum.” diyerek sözlerini tamamladı.

















