Tarihin en kritik NATO zirvelerinden biri için geri sayım başladı. 7-8 Temmuz‘da Ankara’da düzenlenecek zirvede liderler yalnızca askeri stratejileri konuşmayacak. İttifakın finansmanı, enerji güvenliği, yapay zeka ve siber tehditler de masanın en önemli başlıkları arasında yer alacak. Çünkü artık savaşların doğası değişiyor. Uzun yıllar boyunca NATO’nun güvenlik anlayışı tanklar, savaş uçakları ve füze sistemleri etrafında şekillendi. Ancak bugün bir ülkenin doğal gaz akışını durdurmak, elektrik şebekesini devre dışı bırakmak, internet bağlantısını kesmek ya da finans sistemlerine saldırmak, bazen bir füze saldırısından çok daha büyük ekonomik zarar yaratabiliyor.
Bu değişimin en çarpıcı örneklerinden biri 2022 yılında Baltık Denizi’nde yaşandı. Rusya’dan Almanya‘ya doğalgaz taşıyan Kuzey Akım boru hatlarında meydana gelen patlamalar, Avrupa’nın enerji güvenliği anlayışını tamamen değiştirdi. Bugün Avrupa, enerji arzını çeşitlendirmeye çalışırken Türk Akım, TANAP ve LNG terminalleri daha stratejik hale gelmiş durumda.
Ancak yeni dönemin stratejik hedefleri yalnızca enerji hatları değil. Bankacılık işlemleri, borsa emirleri, uluslararası veri akışı ve küresel ticaretin büyük bölümü denizlerin altından geçen fiber optik kablolar üzerinden gerçekleşiyor. Son yıllarda yaşanan kablo kopmaları ve sabotaj şüpheleri nedeniyle NATO, kritik iletişim altyapılarını da daha yakından izlemeye başladı.
Bir diğer kritik başlık ise yapay zeka. Yapay zeka artık yalnızca üretkenliği artıran bir teknoloji değil. İnsansız hava araçlarının koordinasyonundan hedef tespit sistemlerine, uydu görüntülerinin analizinden siber saldırıların önlenmesine kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Ancak aynı teknoloji, sahte görüntüler üretmek, kamuoyunu yönlendirmek ve kritik altyapılara yönelik saldırıları daha karmaşık hale getirmek için de kullanılabiliyor. Bu nedenle NATO, yapay zekayı artık teknolojik bir yenilikten çok stratejik bir güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor.
Ankara zirvesinin en tartışmalı başlıklarından biri ise yine NATO’nun finansmanı olacak. NATO’nun ortak bütçesi yaklaşık 5 milyar euro seviyesinde bulunsa da asıl yük ülkelerin kendi savunma harcamalarından oluşuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın yıllardır dile getirdiği “Amerikan vergi mükellefleri Avrupa’nın güvenliğini finanse ediyor” eleştirisinin temelinde de bu gerçek yatıyor.
Bugün NATO’nun toplam askeri harcamalarının yaklaşık üçte ikisi ABD tarafından karşılanıyor. Washington‘un yıllık savunma bütçesi 950 milyar dolara yaklaşırken, birçok Avrupa ülkesi uzun yıllar boyunca milli gelirlerinin yüzde 2’sini savunmaya ayırma hedefinin altında kaldı. Ancak Rusya- Ukrayna savaşının ardından dengeler değişti.Almanya, Polonya ve Baltık ülkeleri savunma bütçelerini hızla artırırken, artık yüzde 2 hedefinin yetersiz olduğu ve savunma harcamalarının yüzde 5’e çıkarılması gerektiği konuşuluyor.
Sözün özü Ankara’da yapılacak zirve, NATO’nun tarihi ve geleceği açısından kritik önemde. Çünkü yeni dünyanın güvenlik denkleminde artık sadece askerler değil, enerji uzmanları, yazılımcılar, veri merkezleri ve yapay zeka mühendisleri de ön safta yer alıyor. NATO’nun geleceği belki de ilk kez tankların sayısından çok enerjiyi, veriyi ve teknolojiyi ne kadar güvenli yönetebildiğine bağlı olacak.

















