Ankara… Bilkent Şehir Hastanesi… Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi… İbrahim Tatlıses, “Allah devletimize, milletimize zeval vermesin” dedi.
Amin.

Salı günü… Saat 16.30… Hüseyin Yayman ile birlikte hasta ziyaretindeyiz.
Televizyon açık.
Ekranda… Bir ara… İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görünüyor.
İbrahim Tatlıses sesini yükseltiyor:
– Yüce Rabbim, elbette bir gün senin belanı verecek… İnşallah gecikmeden cezanı çekersin.
***
‘KARA KÖPRÜ NARLIKTIR’
Emre Adıgüzel… Profesör Doktor… Başhekim… Dedi ki:
Her geçen gün biraz daha iyileşiyor.
Tedaviye olumlu yanıt veriyor.
Yürümeye başladı… Bu çok iyi bir işaret.
Sabırla tedaviye devam edeceğiz.
Araya girdim:
– Hocam, öyleyse yakında türkü söylemeye de başlar.
İbrahim Tatlıses güldü… Ve gerçekten de başladı… Şanlıurfa türküsü:
Kara köprü narlıktır le
Havar dile dile le dile le le le
Güzellik bir varlıktır le
Öldüm dile dile dile dile le le le
Şalaba geyinenler le
Havar dile dile dile dile le le le
Sevdiğine layıktır le
Öldüm dile dile le dile le le
***
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
Hüseyin Yayman… Hatay Milletvekili… AK Parti Genel Başkan Yardımcısı… TBMM‘de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi.
Kısa adı… Terörsüz Türkiye Komisyonu.

İbrahim Tatlıses, “Başkanım” dedi:
“Terörsüz Türkiye projesi bir gerçekleşsin, Türkiye uzaya çıkar… Hepimiz kardeşiz… Terörsüz Türkiye devlet projesi… Devlet aklı… Ne olur geciktirmeyin… Millet bir an önce sonuca ulaşılmasını bekliyor.”
Odada bir sessizlik oldu.
Ben söze girdim:
– Bu konuda Hüseyin Yayman’ın ağzı mühürlü… Kilitli… Dinliyor ama konuşmuyor.
Yayman… Nihayet bir çift söz söyledi:
“Son sözü millet söyler… Millet ne derse o olur.”
***
‘BİZİM ÇOCUKLAR’
Sohbet… Söz futboldan açıldı… Amerika’da devam eden Dünya Kupası‘ndan.
Tatlıses, “Paraguay maçını izlemek için cumartesi sabah saat altıda uyandım” dedi:
Allah’ım inşallah bu maçı alacağız diye duaya başladım.
Milletçe çok ümitlenmiştik.
Hasta hâlimle maçı sonuna kadar izledim.
Kader… Olmayınca olmuyor… Top bizi sevmedi… Şut atıyoruz direkten dönüyor… Şut atıyoruz ağlara gitmiyor.
Bu futbolcular bizim çocuklarımız… Onlar bu ülkeye lazım… Linç etmeyelim.
Cuma sabahı son maçımız… Saat beşte… Seyredeceğim… Bütün beklentimiz maçı kazanıp Dünya Kupası’ndan galibiyetle dönmek.
***
MARDİN KAPI ŞEN OLUR
Seneler önceydi… Diyarbakır’a gitmiştik… Oradan Lice’ye… Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, TBMM Başkanı Hikmet Çetin ve Başbakan Mesut Yılmaz ile birlikte.
Bir açılış vardı.
Açılış konuşmaları yapıldı… Bedri Ayseli sahneye çıktı… Konser… Ve sonra, “Şimdi sahneye imparatoru davet ediyorum” dedi.
Hastanede… “O günü” anlattım.
İbrahim Tatlıses duygulandı… Gözleri yaşardı.
Elimi tuttu… Ve başladı:
“Mardin kapı şen olur
Le le le le le le le le canım
Mardin kapı şen olur
Dibi değirmen olur
Buralarda yâr seven
Mutlaka verem olur
Le le le le le le le le canım
***
KIRMIZI ÇİZGİ
Âdettendir… Anayasa’nın 93. maddesi, TBMM içtüzüğünün 5. maddesi gereği, Meclis, genelde haziran ayının sonunda tatile girer. Fakat… Meclis’in gündemi yoğunsa… Görüşülecek önemli konular, çıkarılacak yasalar varsa… Meclis, bir süre daha çalışabilir.
Terörsüz Türkiye… Elbette önemli konu… Hem de çok önemli.
O nedenledir ki… TBMM, 1 Temmuz‘da tatile girmeyecek. Çalışmaya devam edecek.
Konu… Gündem belli:
Terörsüz Türkiye.
Ve… Devlet aklının… Devlet projesinin… Kırmızı çizgisi de belli:
“Şehit ailelerinin… Gazilerin… Onurlarını, gururlarını incitmemek… Onların duygularını göz ardı etmemek.”
***
PİLAVDAN DÖNENİN KAŞIĞI KIRILSIN
İbrahim Tatlıses, “6 Eylül’de Şanlıurfa’ya gitmek istiyorum… Teknofest var… Memleketimi çok özledim” dedi. Hüseyin Yayman ile beni davet etti… “Birlikte gidelim.”
Yayman’ın yanıtı:
“Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın… Söz… Geleceğiz.”
Kısmet… Şanlıurfa’da Tatlıses’i dinleyeceğiz.
***
‘İTHAL’ ÇAY
Hasta ziyareti kısa sürer… Ama… İbrahim Tatlıses bırakmadı. Çaylar geldi… İçtik… Çay servisi devam etti.
Takıldım:
– Çay yerli mi? Yoksa kaçak mı?
Mahmut Tatlı… İmparatorun kardeşi… Gülerek yanıt verdi:
– Abi, eskiden kaçak çay diyorduk… Şimdi ithal çay diyoruz.
Ve çay paketini gösterdi. Kahkahalar patladı.
***
GEÇMİŞ OLSUN
Hastaneden çıktığımızda saat 18.00‘i geçiyordu.
İbrahim Tatlıses’e kalsa… Akşamı hasta odasında geçirecektik.
Veda… Kucaklaşma… Israr üzerine ısrar:
– Görüyorsunuz, ben size gelemem… Ama ne olur beni yalnız bırakmayın… Yine gelin.
“Olur” dedim:
– Gelince bize türkü söyleyecek misin?
İmparator… Bizi türküyle uğurladı.
Geçmiş olsun… Acil şifa dileklerimizle.


















