ABD’nin 30 yıllık tahvil faizleri 19 yılın zirvesinde

spot_img


ABD Merkez Bankasının (Fed) politika faizini sabit bırakmasına karşın enflasyonla mücadelede yeterince kararlı davranmayabileceğine yönelik öngörüler, ABD tahvil piyasasında satış baskısını artırarak uzun vadeli tahvil getirilerini tarihsel zirvelere taşıdı.

BELİRSİZLİK DEVAM EDİYOR

Dün, Fed politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Karar 3’e karşı 9 oyla alınırken Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ve Dallas Fed Başkanı Lorie Logan toplantıda politika faizinin 25 baz puan artırılmasından yana oy kullandı.

Fed Başkanı Kevin Warsh, kararın ardından düzenlenen basın toplantısında, fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılıklarını yineleyerek enflasyon hedefinde herhangi bir yumuşamanın söz konusu olmadığını söyledi.

Warsh’un yüzde 2 enflasyon hedefine güçlü bağlılık vurgusu yaparken ileriye dönük yönlendirmeden kaçınması, para politikasına ilişkin belirsizliğin korunmasına neden oldu.

İki ekonomik gelişmeye vurgu yapan Warsh, bunlardan ilkinin son toplantıdan bu yana geçen 42 günde yaşanan dikkat çekici değişim olduğunu, ABD Hazine tahvili getiri eğrisinin tamamında nominal ve reel faizlerin belirgin şekilde yükseldiğini kaydetti.

Söz konusu açıklamaların ardından enflasyon ve ekonomik büyüme beklentilerine göre hareket eden uzun vadeli tahvil getirilerinde belirgin yükseliş görüldü. Analistler, bunun yatırımcıların Fed’in enflasyonu kontrol altına almak için yeterince çaba göstermeyebileceğinden endişe duyduklarının bir işareti olarak algılanabileceğini kaydetti.

Analistler, Fed Başkanı Kevin Warsh’un piyasalar tarafından şahin adımlar atmaya isteksiz olarak algılanan tutumunun, bankanın enflasyonla mücadeledeki kararlılığı ve güvenilirliğine ilişkin soru işaretlerini artırdığını belirtti.

Söz konusu gelişmelerle ABD tahvil piyasasındaki satış baskısı arttı. Dün 8 baz puan artışla yüzde 4,69’a çıkan ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, bugün de yükseliş eğilimini sürdürerek yüzde 4,70’de seyrediyor.

ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi de yüzde 5,2369’la son 19 yılın en yüksek en yüksek seviyesini test etti. ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi 2007’nin temmuz ayında yüzde 5,2387 seviyesindeydi.

Bu gelişmelere ek olarak, ABD’nin 2 yıllık ve 30 yıllık tahvil faizleri arasındaki getiri farkı, uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişin etkisiyle genişledi. Bu durum Fed’in kısa vadede çok agresif hareket etmeyebileceği beklentilerini öne çıkarırken piyasanın uzun vadede daha yüksek faizler fiyatladığını gösterdi.

BORÇLANMA MALİYETLERİ ARTIYOR

Avustralya merkezli KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ABD’nin 30 yıllık tahvil faizinin 2007’den bu yana en yüksek seviyesine yükselmesinin, esas olarak piyasanın enflasyonun Fed’in şu anda öngördüğünden daha uzun süre yüksek kalacağı yönündeki beklentisini yansıttığını söyledi.

Waterer, Fed’in, faiz adımları konusunda temkinli davranarak zamana yayılmış bir yaklaşım sergilerken, getiri eğrisinin uzun vadeli kısmının, özellikle ABD-İran çatışmasının başlamasından bu yana petrol fiyatlarında görülen kalıcı yükseliş nedeniyle, nihayetinde daha agresif bir parasal sıkılaşmanın gerekli olacağını fiyatladığını dile getirdi.

Uzun vadeli tahvil faizlerindeki bu yükselişin, yatırımcıların enflasyonun Fed’i bugüne kadar verdiği sinyallerden daha şahin bir para politikası izlemeye zorlayacak kadar kalıcı olacağını düşündüğünü gösterdiğini ifade eden Waterer, “Yüksek seyreden enerji maliyetleri ile Fed’in temkinli yaklaşımının birleşimi, merkez bankasının mevcut mesajları ile tahvil piyasasının fiyatladığı beklentiler arasında belirgin bir ayrışma yaratıyor.” dedi.

Waterer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD’de uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişin küresel piyasalara da önemli yansımaları bulunuyor. Bu durum, dünya genelinde borçlanma maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluştururken doları destekliyor. Özellikle sıkılaşan finansal koşullara duyarlı büyüme hisseleri ile gelişmekte olan ülke piyasaları üzerinde baskı yaratabiliyor. Eğer 30 yıllık tahvil faizi yükselişini sürdürürse, bu durum küresel hisse senedi piyasaları açısından önemli bir olumsuz unsur haline gelebilir ve döviz piyasalarındaki oynaklığı daha da artırabilir.”


Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.


Haber Girişi
Sevde Demir – Editör



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img