Örümcek Adam, Superman’le birlikte çocukluğumun iki büyük kahramanından biri… Hangimizin değildi ki? Hepimiz bir gün süper güçlerimiz olmasını istedik. Uçup dünyayı kurtarmayı hayal ettik elbette ama itiraf etmeliyim ki bizim önceliğimiz daha mütevazıydı. Mahallede hava atmak, okulun en havalı çocuğu olmak, hoşlandığımız kızın dikkatini çekebilmek… Dünyayı kurtarmak biraz sonra geliyordu. Çocuk aklı işte; hayalimiz bile sığ kalıyordu. Yıllar geçti, biz büyüdük. Süper kahramanlar da bizimle birlikte değişti. Evrenler genişledi, yüzlerce yeni karakter hayatımıza girdi. Mutantlar, uzaylılar, çoklu evrenler… Hayal gücünün sınırları iyice zorlandı. Ama ne kadar kalabalıklaşırsa kalabalıklaşsın o dünyanın merkezinde benim için hep iki isim kaldı: Superman ve Örümcek Adam. Sanırım bunun sebebi de çok basit. Onlar hiçbir zaman ulaşılmaz değildi. Hele Peter Parker… Derslerine yetişmeye çalışan, kira derdi çeken, sevdiği kıza açılamayan, hata yapan sıradan bir gençti. Kostümünü çıkardığında hepimizden biriydi. Belki de kendimizi onda bulmamızın nedeni buydu.

EVİMİZİN ÇOCUĞU PETER PARKER
İşte bu yüzden Örümcek Adam serisinin yeni filmi Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün’ü çocukluk anılarımı yanıma alarak izledim. Stan Lee’nin yarattığı bu karakter, Marvel Sinematik Evreni’nin 38. filmi ve Tom Holland’ın başrolünü üstlendiği Örümcek Adam serisinin de dördüncü solo macerası. Yeni film, dünya çapında yaklaşık 2 milyar dolar hasılat elde eden 2021 yapımı Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok’un bıraktığı yerden devam ediyor. Hikâye, Doktor Strange’in büyüsü sonucunda Peter Parker’ın MJ (Zendaya) ve Ned (Jacob Batalon) dahil herkes tarafından unutulmasının ardından başlıyor. O filmin sonunda Parker, kendini sevdiklerinin hafızasından gönüllü olarak silmişti. Bu film de tam o kırılma noktasının sonrasını anlatıyor. Karşımızda sevdiklerinin hafızasından silinmiş, küçük bir dairede tek başına yaşam mücadelesi veren, MJ ile Ned’in hayatlarını sosyal medyadan buruk bir gülümsemeyle izleyen genç bir adam var. Aslında hikâyenin etkileyici yanı da burada gizli. Çünkü Peter’ın bu kez mücadele ettiği şey yalnızca suçlular değil. Hayatını sıfırdan kurmaya çalışan genç bir adamı izliyoruz. Polis ve güvenlik güçleriyle birlikte çalışan, kimliğini gizlemeyen bir Örümcek Adam var artık. Sayesinde şehirdeki suç oranları bile azalmış. Dolayısıyla bir süper kahramanın insan olarak aramızda dolaşabileceği, hatta bizim gibi sıradan dertleri olabileceği hissi nedense bana iyi geldi.

Zira Marvel son yıllarda o kadar büyüdü ki kahramanlar dünyayı kurtarmaktan mahallelerine uğrayamaz olmuştu. Burada ise New York sokaklarında, yangın merdivenlerinde, apartman çatılarında koşan; sokağa inen, çevik çocuğu yeniden izliyoruz. Üstelik Peter, üzerindeki baskının tetiklediği şaşırtıcı bir fiziksel evrimle boğuşurken adaletin peşinden koşuyor. Tom Holland da kariyerinin en olgun Peter Parker performanslarından birini ortaya koyuyor. 2017’deki Eve Dönüş filminde Tony Stark’ın gölgesinde heyecanlı bir lise öğrencisiydi. Evden Uzakta ile büyümeye başladı, 2021’deki Eve Dönüş Yok ise onu çocukluktan yetişkinliğe taşıyan acı bir sınava dönüştürdü. Serinin son halkası Yepyeni Bir Gün ise bu dönüşümün gerçek başlangıcı gibi duruyor. Peter’ın artık ne Avengers desteği var ne de MJ ile Ned’in sevgisi. Elinde yalnızca kostümü ve vazgeçmediği sorumluluk duygusu kaldı. Yaşadıkları onu sessizleştirmiş, olgunlaştırmış. Esprileri azalmış belki ama bakışları daha çok şey anlatıyor. Yönetmen Destin Daniel Cretton da bu ruhu yakalamış görünüyor. Aksiyon gösterişli ama karakteri ezmiyor. Kamera, dev patlamalardan çok Peter’ın hareketlerine, çevikliğine ve reflekslerine odaklanıyor. Modern Marvel’ın görsel ihtişamı korunurken karakterin insani tarafı yeniden öne çıkıyor. Scorpion ve Hulk ile yolları kesişen kahramanımız, bu kez şehirde giderek büyüyen esrarengiz suç dalgasının peşine düşüyor ve şimdiye kadar karşılaştığı en tehlikeli düşmanlardan biriyle yüzleşiyor. Şehri tehdit eden güçlere karşı mücadele ederken acımasız Frank Castle, namıdiğer Punisher’la yolları kesişiyor. Kimliği sır gibi saklanan karanlık ve telepatik bir karaktere hayat veren Stranger Things yıldızı Sadie Sink ise filmde sürprizli bir rolle izleyici karşısına çıkıyor.

Neticede Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün, bana hissettirdiği nostaljik tatlarla, üç saatlik süresine rağmen yeniden izlemek isteyeceğim bir film oldu. Kahramanın süper güçlerine değil, insani tarafına odaklanan; romantizmi unutmadan aksiyonla dostluk komedisini birleştiren keyifli bir seyirlik.
Bu arada Tom Holland ile eşi Zendaya’nın uyumundan da söz etmeden geçmek olmaz. Yakın zamanda birlikte izlediğim Odyssey’de de olduğu gibi, ekrana yansıyan enerjileri son derece güçlü. Belki de Peter Parker ile MJ ilişkisinin seyirciye bu kadar sahici gelmesinin nedeni biraz da bu.

VİZYONDA ÖNE ÇIKANLAR
Mustafa Nebi Filik’in yönettiği yerli animasyon Melodi ve Neşeli Notalar, müziğin birleştirici gücünü ve dostluğun dönüştürücü etkisini eğlenceli bir şehir masalıyla ekrana taşıyor. İstanbul’da okuyan iki yakın arkadaş, Melodi ve Efe’nin okulun sevilen müzik öğretmenlerinin ayrılmasını önlemek adına Büyük İstanbul Müzik Yarışması’na katılmaya karar verir. Boğaz kıyısında karşılaştıkları sevimli davul Damdam ve İstanbul’un farklı noktalarından katılan enstrümanlarla grup kuran ekip, kaçırılan kanunlarını kurtarmak ve yarışmayı kazanmak için macera dolu bir mücadeleye girişir.

Mohammad Pirzadi’nin yönettiği eğlenceli ve sıcak animasyon film Özgür Kedi Scotty, sokaklarda yalnız yaşamaya alışkın ve bağımsızlığına düşkün bir kedinin aidiyet duygusunu sorguladığı sevimli yolculuğunu konu alıyor.

Johnny Depp’in yönetmen koltuğunda oturduğu biyografik dram ve komedi türündeki Modi: Deliliğin Kanadında Üç Gün, ünlü ressam Amedeo Modigliani’nin hayatındaki baş döndürücü 72 saati beyaz perdeye aktarıyor. 1916 yılında savaşın gölgesindeki Paris’te geçen hikâyenin başrollerini Riccardo Scamarcio, Antonia Desplat ve Bruno Gouery’nin üstlendiği yapım, polisten kaçan ve sanatı bırakmayı düşünen Modi’nin, dostlarının desteği ve karşılaştığı Amerikalı bir koleksiyoner ile hayatının değişme eşiğine gelmesini konu alıyor.

















