Küresel ekonomideki belirsizlikler ve jeopolitik gerginliklere rağmen Türkiye turizmin hemen her alanında krizi fırsata çevirmeyi başarıyor. Sektörün en önemli alanları arasında görülen sağlık turizminde ise yeni bir rekor bekleniyor. İran-İsrail/ABD arasında yaşanan savaş nedeniyle kısa vadede hasta hareketliliğinde yavaşlama görülse de Türkiye bunu da fırsata çevirmeyi başardı. Bölgedeki güvenlik endişeleri nedeniyle uluslararası hastalar daha güvenli destinasyonlara yönelirken, Türkiye güçlü sağlık altyapısı ve coğrafi avantajıyla öne çıktı. Son iki aydır özellikle Körfez Bölgesi’nden gelen sağlık turisti sayısı yüzde 10 arttı.

KİŞİ BAŞI GELİR 2.200 $’A ÇIKTI
Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ) verilerine göre Türkiye’ye 2025’te sağlık hizmeti almak için gelen hasta sayısı 2025’te 1 milyon 398 bin 580 oldu. Bu sayı bir önceki yıl 1 milyon 506 bin 442 idi. Bir önceki yıla göre kişi sayısında düşüş görülse de gelir korundu. Verilere göre 2024 yılında sağlık turizminden 3 milyar 22 milyon dolar gelir elde edilirken 2025’te de bu gelir yakalandı. Kişi başı gelir ise 2 bin dolardan 2 bin 200 dolara yükseldi. Kişi başı gelirin yüzde 10 arttığına dikkat çeken sektör temsilcileri, “Türkiye ucuz ülke kıskacından çıktı” diyor.

KRİZİ FIRSATA ÇEVİRDİK
Jeopolitik belirsizliklere rağmen 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptıklarını vurgulayan ASKON Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Turizmi Sektör Başkanı Serdar Kurt, sektörünü krizi fırsata çevirmeyi başardığını söyledi. Kurt, “İran-İsrail gerilimi ve ABD’nin sürece dahil olması özellikle uçuş planlamalarında, hasta hareketliliğinde ve seyahat kararlarında geçici yavaşlamalara neden oldu. Bazı hastalar tedavi planlarını birkaç hafta veya birkaç ay erteledi. Ancak bu süreç Türkiye açısından farklı bir fırsat da oluşturdu. Bölgede artan güvenlik kaygıları nedeniyle birçok uluslararası hasta daha güvenli ve istikrarlı destinasyonlara yönelmeye başladı. Türkiye güçlü sağlık altyapısı, uluslararası akreditasyonlara sahip hastaneleri, deneyimli hekim kadroları ve coğrafi avantajı sayesinde bu süreçte önemli ölçüde öne çıktı. Körfez ülkelerinden ve bölgedeki diğer pazarlardan gelen hasta taleplerinde artış gözlemliyoruz” diye konuştu.

1.6 MİLYON HASTA BEKLENİYOR
Özellikle onkoloji, kardiyoloji, organ nakli, ortopedi, göz cerrahileri, estetik cerrahi, saç ekimi ve diş tedavileri gibi alanlarda Türkiye dünyanın önde gelen sağlık destinasyonları arasında yer aldığının altını çizen Kurt, 2026 yılında hem hasta sayısı hem de gelirde yüzde 15-20 arasında büyüme beklediklerini söyledi. Kurt, “Bu yıl sonunda 1.6 milyonun üzerinde uluslararası hasta ve yaklaşık 4 milyar dolarlık gelir hedefliyoruz. Konaklama, ulaşım, refakatçi harcamaları, alışveriş ve diğer turizm kalemleri de dahil edildiğinde sektörün Türkiye ekonomisine sağladığı toplam katkı çok daha yüksek seviyelere ulaşıyor” ifadelerini kullandı. Yılın ilk beş ayının beklentiler doğrultusunda geçtiğini anlatan Kurt, “Özellikle Avrupa, İngiltere, Almanya, Balkanlar, Türk Cumhuriyetleri ve Körfez ülkelerinden gelen talep güçlü şekilde devam ediyor” dedi.
EN BÜYÜK RİSK MERDİVEN ALTI
Türkiye’nin sağlık turizmindeki en büyük rakibinin başka ülkeler değil, kayıt dışı ve merdiven altı yapılar olduğunu anlatan Kurt, “Tek bir olumsuz deneyim yıllarca inşa ettiğimiz güveni zedeleyebiliyor. Bu nedenle denetimlerin artırılması, uluslararası standartların korunması ve dijital şeffaflığın güçlendirilmesi kritik önem taşıyor” dedi.
BEYİN GÖÇÜ TERSİNE DÖNÜYOR
Son yıllarda yüksek maaş ve teşviklerle Körfez ülkelerine yönelen sağlık profesyonellerinde de yön değişimi başladı. Jeopolitik belirsizlikler ve Türkiye’de artan operasyon hacminin hekimler ve sağlık çalışanları için yeniden cazibe oluşturduğunu anlatan Kurt, “Henüz kitlesel bir dönüş olmasa da sahadan gelen veriler, özellikle deneyimli hekim ve yöneticilerin Türkiye’ye yöneldiğini gösteriyor. Hatta yalnızca Türk profesyoneller değil, yabancı doktorlar da hastalarını Türkiye’ye getirerek operasyonlarını burada gerçekleştiriyor” dedi.



















