Havadan sudan, hayattan, İstanbul’dan… – HAŞMET BABAOĞLU

spot_img


Eh hep Trump’dan, Hantavirüsten, Hürmüz Boğazı’ndan konuşarak geçmiyor günler…

ABD’nin saldırısına uğrayan İran’a “niye Kuveyt’teki Amerikan üslerini vurdun, olmaz ki ama” diyen ekran yorumcularını üç aydır izleye izleye beynimiz yandı zaten…

Ne zaman gündelik hayatımızı konuşmaya başlayacağız?

Bir ben mi soruyorum bunu, anlamıyorum ki!

***

Mesela…
İki adım ötedeki ilkokuluna mahalledeki güvenlik ortamının bozulması nedeniyle yürüyerek gidemeyen çocuğun servis ücretinin 4600 liraya çıkmasını…
Mesela…
Son derecede kalitesiz domatesini sabah erkenden halden alan çig köftecinin bu sefer kilosuna yüz liradan fazla verince ağlamaklı olmasını…
Mesela…
Beşiktaş’ın orta yerinde yol verme kavgasında 70 yaşında adamın silahla vurularak öldürülmesini ve onu öldüren 63 yaşındaki adamın da dövülerek komaya sokuluşunu…
Ve benzeri olayları…
Artık masaya yatırmamız gerekmiyor mu?

***

Taşrada sosyal bilimler okuyan bir genç geçen gün bana “Haşmet abi, ne şanslısınız; İstanbul’da harika uluslararası çapta seminerler, forumlar, konferanslar var” dedi.
Bir de bana sor, diye cevapladım…
Trafikten hiçbirine gidemiyorum.
Şehrin merkezine girmek ve çıkmak en az bir buçuk saat…
Metro peki?
Birkaç ay önce daracık kompartmanda iki genç kız grubunun saç saça baş başa birbirlerine girişlerini görüp ayırmaya çalışırken perişan oluşumuzdan sonra…
Ulaşım defterimden metroya bir süreliğine kaldırdım…
Zaten benim oturduğum yerden herhangi bir metro durağına gitmek de başlı başına bir trafik mücadelesi gerektiriyor.

***

İstanbul‘la gerçekten ilgilenen var mı?
Trafiğiyle, yoluyla, sorunuyla…
Olay koptu gitti…

***

Sanki bir “sistem” var…

Hali vakti yerinde olmayanların…

Ve İstanbul’la gönül bağı kopanların yavaş yavaş kentten uzaklaşmalarını hesaplayan bir algoritma…

Şehir git gide daraldı zaten…

Kent ise (ikisi çok farklı şeyler, bir daha vurgulatmayın bana!) merkezden uzaklara doğru yayılıyor.

Merak ettiğim şey şu…

Çok uzaktaki sitelerde yer alan 1+1 dairelerde kimler oturacak?

***

NOT DEFTERİ

Grip olduğumuzu söylemek kentte yaşamanın ortak şartını dile getirmekten başka bir şey değil… Turp gibi olduğumuz zamanlarda bile gribiz. ( GEOFF DYER / Bir Hışımla )



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img