İlk müjdeyi Başkan Erdoğan, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile yaptığı ortak basın toplantısında verdi:
“British Petrol’ün operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrolleri’ne ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur.”
Milletlerin tarihinde bazı dönüm noktaları vardır, bu bazen gürültülü olur bazen de sessiz sedasız gerçekleşir. Türkiye son 25 yılda bu dönüm noktalarının hepsini bir arada yaşadı. Sessiz devrimlere de imza attı, en korkunç terör ve darbe saldırılarına da göğüs gerdi.
Başarmak ve atlatmak da hiç kolay olmadı. Başkan Erdoğan‘ın liderliği ve sabrı, milletin de desteğiyle bu büyük sınamalar hassasiyetle atlatıldı.
Tıpkı ünlü yazar Stefan Zweig‘in dediği gibi: “Tarihin akışı içinde öyle anlar vardır ki, bir dakikalık bir gecikme, yüzyılların telafi edemeyeceği kayıplara yol açar.”
Artık Türkiye son 100 yılda, “bir dakikalık gecikme”lerle ne kaybettiğinin hesabı içinde değil, önüne bakıyor ve yeni bir yolculuğa çıkıyor. Altyapıdan enerjiye, tarımdan teknolojiye, savunmadan diplomasiye her alanda tarihi kodlarıyla örtüşen yeni bir yolculuk bu.
Önceki gün imzalanan Kerkük petrolleriyle ortaklık da bu yolculuğu tamamlayan “tarihi bir adım”dı. Çünkü bu sadece sıradan bir petrol ortaklığı değil, 15 Temmuz sonrası Başkan Erdoğan ile dönemin Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın rotasını çizdikleri “yerli ve milli” enerji politikasının küresel arenaya çıkışıydı.
Bugün o çizgiyi devam ettiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Kerkük’ün kadim topraklarıyla olan tarihsel bağımız, bugün ülkemizin aydınlık yarınlarına güç veren yepyeni bir enerjiye dönüşüyor” tespitini yapıyor ve şöyle diyordu:
“Ülkemizin enerji arz güvenliğini sarsılmaz bir temele oturtan bu stratejik hamle, ‘Enerjide tam bağımsız Türkiye’ gayemize çok daha güçlü bir ivme katacaktır.”
Kerkük’te dünyanın en önemli petrol üreticisi BP ile ortaklık, Irak hükümetiyle de yılda 1 milyon varil petrol bağlantısı, içeride yeni keşifler, yenilenebilir enerji hamleleri Türkiye’yi küresel enerji alanında bambaşka bir noktaya taşıyor.
Londra Enerji Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü şöyle diyor: “Bu adım, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin enerji vizyonunun önemli kilometre taşlarından biridir.”
Önemli, çünkü Irak bugün 145 milyar varili kanıtlanmış rezerve, 3 milyarlık kaynağa sahip dünyanın en önemli petrol ülkesi. Dahası Hürmüz Boğazı’ndaki savaş da gösterdi ki Irak, Kalkınma Yolu Projesi‘yle olağanüstü bir fırsata da sahip. Ne yazık ki bütün bu zenginliğe ve fırsata rağmen Irak halkı perişan durumda.
İşte Türkiye’nin son hamleleri aslında Irak’ın hatta bölge ülkelerinin de kaderini değiştirecek bir hamle. Bu yüzden Kerkük petrollerine ortaklık hamlesi sadece bir ortaklık ya da hissedarlık meselesi değil, stratejik bir hamledir ve Türkiye’nin enerji politikasının en önemli tamamlayıcısıdır.
Bu anlamda son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşadı. Karadeniz’deki doğalgaz keşfi, Gabar petrolü, Azerbaycan, Irak, Libya, Somali ve Pakistan’daki faaliyetler yepyeni bir dönemin kapısını araladı.
Bu çaba TPAO’nun da küresel bir marka olma yolu açmış oldu.
Enerji uzmanı Öğütçü, TPAO’nun bu yolculuğunu, Norveç’in Equinor’u, Malezya’nın Petronas’ı, Çin’in CNPC’si, Suudi Arabistan’ın Aramco’suyla kıyaslıyor ve şöyle diyor: “TPAO sadeceTürkiye’nin değil, bölgesinin de en etkili enerji şirketlerinden biri hâline gelebilir. Kerkük, bu uzun yolculuğun son durağı değil, belki de en önemli başlangıç noktalarından biridir.”
Şimdi dönün bu tarihi değişimin ışığında içerideki muhalefete bakın, üzülmemek elde değil.


















