Gerçek sarışınlar ülkemizde yüzde dörtmüş. Finlandiya‘da yüzde seksen yedilerde.
Fakat etrafa bakıyoruz, ne çok sarışın var…
Japonya atom bombası atılıp işgal edilince, Japonlar estetisyenlere koşmuşlar Amerikalıya benzemek için. En çok nerelerini estetik yaptırmışlar onu romanımda söyledim, burada yakışık almaz şimdi…
***
Liseyi bitirdiğim dönemlerdi. Herkes devrimci, sosyalist filan. Dar paça blucin, montlar, alabros tıraş. Ayağımızda İncirlik’ten 2. el asker postalları.
Halk iktidarı, demokrasi falan diyorduk ama rap rap asker yürüyüşü yapıyorduk. Ülkücüler de öyle… Daha sonra Millî Görüş olarak büyüyecek Akıncılar bence bizden daha bir sivildi. Çünkü asker adımlarıyla değil daha salaş hâllerde serbest yürürlerdi…
Bir bahar günü saçları güneşte yanan bir kıza, emperyalizm falan anlatıyordum. Dedi ki, “ABD‘ye karşısınız anladık, bütün kötülüklerin kaynağı diyorsunuz tamam. Ama saçınız başınız kıyafetiniz izne çıkmış Amerikan askeri gibi!”
Öyle bir şok yaşadım, öyle bir ayna tuttu ki bana, âşık oldum saniyede hâtuna. Sonra hayat söndürdü onun da kıvılcımını… Hep bir özenme vardır fakat bizim bu coğrafyada. Hep bir Batı özentisi. Ben bunu felsefemizi, kültürümüzü, âdâbımuaşeretimizi kaybetmemize bağlıyorum. Osmanlının yenilmesine ve cumhuriyetin yanlış kodlanmasına. Mesele sanıldığı gibi geriye dönmek değil, mesele kim olduğumuzu yeniden idrak etmekte.
Bağırıp durmak da boşuna. Cinsî kimlik kaymaları normalleşirken gençlerin arasında, senin çıkıp mâneviyatı bir korku filmi gibi anlatman, kusura bakma ama… angarya.
***
“İnsan insanın kurdudur” lafı modern siyaset biliminin mottosu. Yani insan hayvandır ısırır diyor. Nedir, hayvanca davranmayacağımıza dair bir toplumsal sözleşmeye imza atılmalıdır.
İnsanoğlu için ne acıklı bir itiraftır bu!
Kapitalizm, açgözlülük, doymazlık üstüne kurulmuştur. Kullandığı şey, kâğıt para vesaire, birer kurgu. Bugün bir halüsinasyon olarak kredi kartlarımıza gölgesi vurmakta…
Batılı bu sistem, zihinsel bir tahakkümdür aynı zamanda. Sende olmayan bir ihtiyaç listesini sana dayatır. Onun için evi-arabası olanlarda bile bir azgınlık vardır. Öylesi insanlarda zilzurna bir sarhoşluk gözlemlersiniz. Bazıları zinhar içki içmediğini söyler ama dört nala hırstan, bir “büyük” devirmişler, hırslarından omuzlarına gökdelen dikmişlerdir…
Beslenme, eğlenme ve cinsellik üzerine kurulu bir medeniyettir kapitalist medeniyet. Cinselliği öyle tasarlar ki taşkınlık, galeyan ve hezeyan sıradanlaşır.
Kazanma hırsı bitmez insanda. Kâr bir totemdir. Tapmayana, mütevazı yaşayana “bitik insan” denir. Ya da “Tutunamayan.” Muhafazakâr veya seküler hiç fark etmez bu insan tipi tamamen aynı psikolojidedir.
Pür bencil bir despottur o. Kendi ve ailesi dışında herkes ötekidir. Harcanabilir…
Kur’an işte bunu reddetmiştir. Kur’an bir başka yönden tam bir antikapitalist manifestodur. Türlü çeşit renkteki yobazların reddettiği bir ilahi nasihat, bir elhamdülillah…
***
Ne ki, aylaklık olmadan tefekkür olmaz, onu demek isterim. Düzen aylağı sevmez. Ne var ki insan kazanma hırsıyla yandığında derin düşünemez. Bu kes-yapıştır kitaplar, bu Türkçe özürlüsü cümleler, şu ritimden yoksun metinler ondan revaçtadır. Çünkü insanların durup düşünmeye fazla vakti yoktur. En iyisi kısa video izlemek…

Aylak olmak için bir hazırlık da gerek. Eşeği sağlam bir kazığa bağlayıp öyle yürümektir hadise. Fakat şu da unutulmamalıdır: Hiçbir kazık hayatın fırtınaları karşısında sağlam değildir. Onun için şu modern cangılda aylak olmak “Cesaret” ister. Hele sırtını kudretli bir “dayıya” dayamayanlar için böyledir bu. Biz o nedenle gezici dervişleri, ozanları severiz, abdallar ondan iltifata tâbidir bizde.
Bütün iktidarlar ideolojiktir ve sizin düşünme kapasitenizi büzer. Sokakta bazen gözümüze çarpan robot bakışlı insanların esbabı mucibesi budur. Sırtını Allah’a dayamak derseniz söylendiği kadar kolay değildir derim size. Çünkü tekâmül etmemiş her insan kendi tanrısına tapar. Öylesi tanrılar gün gelir takla atıp batar…
Ha diyeceksiniz ki ben putumun arkasında aslında Hakk’ı arıyorum… Vahdeti Vücud açısından haklısınız. Ama İbn Arabî’nin dediği gibi: Faraza ineğe tapan ve onun arkasında Tanrıyı arayanın nasibi de inek kadardır. Ahırı olsun, yavru yapsın, karnı doysun yeter ona.
Bizim trollerin “saman” meselesine bu denli kafayı takması ondan mıdır acaba?
***
Herkes sarışın, herkeste bir burun bir dudak operasyonu. Klonlanmış bireyler geçiyor önümüzden. Anadolu Kaplanları da kaş aldırmaya fena taktı. Evvelinde efemine görülen şey, yaygın bir moda âhir zamanda. Bilhassa Kara yağız bir yiğidin kaşlarını ispirtolu kalemle çizilmiş şeklinde şey etmesi de…
Neyse. Biz gözlem yapıyoruz sadece. Kimseye karışılmaz, herkesin keyfi kendine…
Fakat bir taklit ki sorma gitsin.
Tişörtlerden Amerikan şehirleri bakıyor bize. Görünmez piercing’lerden kelepçeler takılı beynimize.
Bütün bu “köleliklere” karşı bir duruş olarak, ben de kulağıma küpe mi taksam ne?..


















